ZÜMRÜT POZUU HEYYTT BEE!!

Herkesin bildiği gibi Zümrüt güzel fotoğraf çeker Allah için. Ama o güzellikteki fotoğrafı evinizde de çekmek mümkün. Evet evet yanlış duymadınız. Örneği aşağıda. Bu resmi ilk gördüğümde gerçekten güzel çıktığını ve Zümrüt’te çekilmiş olabileceğini düşündüm. Taaa kiii arkada Seda Sayan’ı görene kadar :Ç Yahu bunu çeken televizyonu kapatsaymış ne güzel olacakmış ama o zaman da bu kadar gırgır bi resim ortaya çıkmazdı :Ç Arkadan Seda Sayan sanki ellerini açmış “Hey Allah’ım sen şu Aytuu kuluna akıl fikir ver” der gibi :Ç Haaa, Aytuu bu arada hakkını yemeyelim kolyee güzzzeeeeeelll :P :Ç .

Aytuu.jpg

I Can’t Seem To Make You Mine…

The Lake House2.jpgKafama esip sürüsüne bereket aldığım filmler uzun zamandan beri vitrinimi süslüyorlardı. Artık en azından bir tanesi süs olmaktan çıksın da seyredeyim dedim ve annemle Göl Evi’ni seyretmeye karar verdik. Seyretmeden önce güzel mi değil mi diye internetten şöyle bir araştırayım dedim.

“34 derece sıcakta gitmeye değmediği gibi bir de uykumu getirdi…tam bir hayal kırıklığıydı…keanu reevesin her şeyini seyredicem dememek lazımmış!!!”

“kötüüüü.”

“gittik izledik gördük… biraz saçma ama romantizm var lafan filan… izlemesniz bişi kaybetmezsiniz. he bide keanu reeves hayranıysanız gidin”

“hayatımda izlediğim en sıkıcı filmlerden biriydi yapılan en kötü aşk dilmi. film arasında filmi terk ettim.”

gibi bazıları saçma, bazıları komik, bazıları kötü eleştirileri gördükçe acaba seyretmesem mi diye düşündüm ama filmin iyi olduğunu söyleyen yorumları da görünce seyretmeye karar verdim. Zaten Sandra Bullock benim için başlı başlına bir “sebep”.İyi ki de seyretmişim. Tamam, olanaksız bir şeyden bahsediyor. Ama şu ana kadarki bütün güzel filmler de olanaklı konulardan bahsetmiyor ki. Kelebek Etkisi, Matrix, Smallville, Superman, Yüzüklerin Efendisi veya Altıncı His gibi filmler çok mu olanaklı veya mantıklı? Bu ve buna benzer filmleri mantıksız olduğunu kabul ederek seyrediyoruz zaten. Önemli olan mantıksızlığın içinde “mantık” olması.

The Lake House3.jpgFilm gerçekten ilginç ve seyredeniniz varsa “Frekans” filmiyle ortak bir konuyu işliyor. o filmin aşk ve romantizm katılmışı diyebiliriz. Filmin afişindeki yazı da “How do you hold on to someone you’ve never met?”. Gerçekten de tanışmadığınız birine aşık olabilir misiniz? Bu aşkı olanaklı kılmak için zamana karşı nasıl bir mücadele verirsiniz? Bir yerden sonra vaz mı geçersiniz yoksa peşini bırakmaz mısınız? Bu sorulara Sandra Bullock ve Keanu Reeves çok güzel cevap veriyor bence :) Henüz seyretmemiş ama seyredecek olanlar için daha fazla bahsetmeyeyim.

The Lake House.jpgFilmi beğenmeseniz bile göl evi ve manzarası; özellikle girişte çalan The Clientele ‘den I Can’t Seem To Make You Mine şarkısı yeter. Beni bu şarkıyla tanıştırdığı için bu filme bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum :) Sonuç olarak klişelerden sıkılmış ve farklı bir şey arayan herkese tavsiye ederim :)