Sadece Gülümsüyorum..

Kendimle ilgili bir şey söylerim, dinlemezsin; zaten biliyorsundur.
Yine kendimle ilgili bir şey iddia ederim; tersini savunursun.
Alacağım bütün kararlarda fazlasıyla, hatta belki benden bile çok söz sahibi olmaya çalışırsın.
Neyi isteyip neyi istemediğime sen karar verirsin.. Elinde olsa, “şunu isteme, bunu iste” bile dersin..
Beni benden bile iyi bildiğini sanırsın. Daha da kötüsü buna gerçekten inanır ve nedense bunu her fırsatta kanıtlamaya çalışırsın.. Oysa beni o kadar iyi tanısan, beni bu kadar başarılı bir şekilde çözdüğünü ispatlama gereği duymazsın ki.. Gerçekten haklıysan neden bunu kanıtlamak için uğraşırsın ki? Kim güneşin varlığını kanıtlamaya çalışır?

Şu bir gerçek ki, herkes kendisi ile ilgili kararlar verirken yanılır. “yanılabilir” demiyorum; “yanılır” diyorum. Sen yanılmamış birini gördün mü hiç? Peki senin gibiler ona “yanılıyorsun” dediği için mi yanılır? Bazen iki veya daha çok seçenek arasında kalabilir. Kendisi için hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu göremeyebilir. Bazen de sadece kendisi öyle istediği için bile bile yanlışa yürür. Bırak da ağız tadıyla yanlışa yürüyeyim! “insan her zaman doğruyu seçmelidir” diye bir kural mı var? Yanlışı tatmazsam doğruyu nasıl bileceğim? Asıl, doğru bildiğim şey beni yanılttıysa işte o zaman yandım! Gelsin “ben demiştim” cümleleri, gelsin “işte ya, dediğim oldu” tripleri.. Hayır sen bilmiyordun, sadece salladın ve tuttu! Hava tahmini gibi bir şey senin yaptığın! Bununla yüzleş ve bunu kabul et artık! Kabullenmek gerekirse.. Evet, sen demiştin.. Eeee? Yani? Senin bir çok dediğin de çıkmadı ama? Neden sadece yanlış çıkanları söylüyorsun da benim haklı senin haksız olduğun konuları söylemiyorsun? İnan “ben demiştim” demene gerek yok, ben senin dediğini zaten biliyorum emin ol. Madem karakter analizi yapmakta ve doğru karar vermekte bu kadar ustasın, senden mükemmel bir hayat performansı bekliyorum, göster kendini!

[Bu yazıyı son zamanlarda hayatıma çok fazla karışan insanlara yazıyorum. Nedense bu aralar amip gibi çoğaldılar. Ayrıca, bu insanların hayatında birçok şeyin ters gittiğini, daha da önemlisi bunun sebebinin onların verdiği kararlar olduğunu görmek çok ilginç.. İyi açıdan bakacak olursak da, “benim kendime hayrım yok, bari başkaları için doğru karar vermeye adayayım kendimi” şeklinde bir tutum sergilemek istiyor olabilirler. Ama karşısındakini gıcık etmekten başka bir işe yarıyor mu bu? Bence yaramıyor. Ben de bu durumda gülümsüyorum sadece.. Tavsiye ederim, insanların kendilerini her şeyi biliyor sanmalarını seyretmek gerçekten çok eğlenceli..]

Sadece Gülümsüyorum..” üzerine 26 yorum

  1. ”Ask me anything.If I don’t know the answer I’ll make one up that at least sounds right” bittim bu cumleye :D :D bunu hayat felsefesı olarak edınmıs bı suru ınsan tanıyorum.O insanlara burdan hepımızın yerıne seslendıgın ıcın tesekkurler (K)

  2. Bir de bana kızıyordun…

    Ben bıraktım artık senin hakkında yorum yapmayı, ama başkaları devralmış demek ki. Müstahaktır. :)

    Fakat insanların sana karışmasını yanlış algıladığını düşünüyorum. Seni kırmak, seni üzmek için yapmıyoruz bunu. Daha doğrusu yapmıyorduk. Hatta, daha da doğrusu, yapmıyordum.

    Eğer birisi sana değer veriyorsa, seni senden çok düşünüyordur. Bu düşünceler sonucunda seni senden daha iyi tanıyabilir, ve vardığın bir kararın sana uygun olmadığını görüp seni uyarmak isteyebilir.

    Yoksa “dur şu Tuğçe’nin doğru kararını bozayım da yanlış kararı verip hayatı boyunca mutsuz olsun” amacı yok… -tur, herhalde. Bende yoktu. Onu biliyorum.

  3. Gözdem, biliyorum tanıdığını çok yakından takip ediyorum biliyosun ki :Ç
    Cem, bence sen benim hakkımda her zaman her koşulda yorum yaparsın sadece son zamanlarda pek görüşememizden kaynaklanıyo bu :Äž Dediklerin kesinlikle doğru, katılıyorum. Ama kendi söylediklerime de katılıyorum 8-) Sanırım ikisi de doğru.. Şarkı için de teşekkürler bu arada :M

  4. Valla son bir kaç aydır kim ne diyorsa pek takmadan yaşıyorum ve harika bir duyguymuş Tuğçe. Gereksiz bir huzur, bir mutluluk ve saadet hakim dünyama adeta :D Bu huzuru bozan tek şey ders şimdilik. Herkese tavsiye ederim.

    Asıl o değilde, şuradaki mavi gözlü seksi adamı sen mi çizdin? :D

  5. seni senden iyi kimse tanıyamaz, sen izin verdiğin kadarıyla seni tanıyabilirler, seni senden fazla kimse de düşünemez, sana laf anlatanlar öğüt verenler sadece tecrübelerini sana aktarabilir ve bi şekilde seni tanımlamak anlayabilmek adına sorgu suale başlarlar; buna sen izin vermezsen öleee uğraşır dururlar işin komik yanı bir süre sonra “seni çözdüüm” diyip çıkarlar karşına başlarlar anlatmaya sana yalan yanlış nasihatler vermeye :] bilmezlerki tuuçe olayı çözmüş kibarlıından “hı hıı, evet haklısın” der durur… Senin “benliğin” “karakterin” “duruşun” kimsenin etkisi altında kalamaz zaten…

    verdiğin kararlar, senin kararların; ama yanlış ama doğru, SENİN kararın… uygun olsada olmasa da…

    en nihayetinde fatih sultan mehmet istanbulu fethetmeseydi, avrupada rönesans reform yaşanmıcaktı bu kadar ileri bir topluluk olmıcaklardı belkide?? ne yani şimdi fatih sultan mehmet istanbulu aldı die yanlış mı kara vermiş oldu, yooo… ozaman şekil şartlarıyla yapılması gerekeni yaptı vs. vs.

    kararlarımızı zaten alıp uygularken birçok süzgeçten geçiriyoruz farkında olsakta olmasakta ve o anın şekil şartları yön veriyor bize (öfke sevgi aşk özlem vs.)… kimse sonucunun kötü olacağını bile bile kararlar almaz… sonucu iyi ya da kötü olacaktır illaki… basit sadece 2 şık… e illaki biri senin verdiğin kararın zıttını bi şekilde düşünüp senle paylaşıcak… ondan sonra “ben demiştim” dicek gevrek gevrek… çok uykum geldi toparlamıyorum anlaşıldım umarım…

  6. @Tuğçe: Nasrettin Hoca fıkrasına çevirdin ya konuyu, helal olsun! :D Şarkıyı geç, asıl filmini izle. Zaten leylaydım, iyice şapşala döndüm tekrar izleyince. (Sakın öncesinde “A Walk to Remember”ı izleme, toparlanamazsın. Farklı zaman dilimlerinde izle ikisini.)

    @Cenk: “Seni senden fazla kimse düşünemez” diyen biri hiç âşık olmamış demektir. :) Çünkü, benim bildiğim, gerçekten âşık olduğun zaman o kişiyi düşünmeden bir ânını bile geçiremezsin. Bu da bir takım kalıpları görüp o kişinin bazı durumlarda nasıl hareket edebileceğini farkedebilmeni sağlar.

    Kaldı ki, “bilmezlerki tuuçe olayı çözmüş kibarlıından “hı hıı, evet haklısın” der durur…” sözün bile benim bahsettiğim tarzda bir gözleme dayalı bir varsayım.

    Tabii ki sadece âşık olmak gerekmiyor, çok yakın ve ilgili bir arkadaş da olabilirsin bunu yapmak için, bir açığını yakalamak amacıyla bunu yapan can düşmanı da. (Tuğçe için hangisi olduğumu söylemeyeceğim… Muhahahaha… :P )

  7. peki “seni senden fazla düşünüyorum” diyen biri ne düşünür? sadece yatağa yatıp ah sevgilim neerde napıyo ilerde şöyle bir hayatımız olsun die mi düşünür? ne düşünür? neymiş? ne menem bir düşünceymişki aşık olduğun kişi bunu düşünememekte ve sadece sen düşüne bilmektesin? ciden merak ettim “ne düşünür beni benden fazla düşünen kişi?”.. hadi bakalım?

  8. Bir musibet bin nasihatten iyidir diye boşunamı demişler..Hatta ekşisözlükte bu cümleye bakayım dedim ne yorum yapmışlarki,gerçekten çokda güzel tespitler war.. :D
    Herkes çok bilmiş,herkesin tecrübesi tavan yapmış,herkes kahin olmuş kahinnn!!..Ama en önemlisini unutmuşlarki nasihat yada yorum yapmak yerine,karşıdaki insanı dinlemek ama sadece dinlemek vericelecek binbir türlü nasihatten iyidir..Küçüklükten beri bizi aman çocuğum yapma!! diye yetiştirdiklerinden hareket edemez olmadıkmı? En basitinden kendimden bi örnek verim;annem bana yürürken önüne bak çocuum derdi..bakmasam nolucak derdim(tabi içimden :) )Ardından alnımda hala izi duran bi yarık tecrübesinden sonra gerçekten önüme neden bakmam gerektiğini anladım ve olayı tam anlamıyla kavradım :D
    Ve arkadaşlar neyi tartıştığınızı anlayamıyorum..İkiniz farklı kişilersiniz(nicklerden anladığım kadarıyla) ve bu yüzden farklı düşünmeniz kadar doğal bişey warmı?..Yapınız farklı,doğanız farklı…O yüzden kendi doğrunuz kendinize,tek bir doğru yok..
    Neyse ağız tadıyla şimdi yanlış yapmaya gidebilirim… :)

  9. biz farklılıklarımızı tartışmıyoruz ki… ya da öle sanıldığı gibi bir tartışma değil… ben sadece “ne düşünür beni benden fazla düşünen kişi?” dedim, bunun cevabını “karşısındakini ondan daha fazla düşünen” ve gerçekten(!) aşık olmuş kişiden duymak istedim… halâ da bekliyorum… bunun cevabı gelsikten sonra “gerçek aşk” ve “gerçekten aşık olmak” ne demek onu da sorcam…

  10. Tuğçe’ye sor, o anlatsın sana ne düşündüğümü vakti zamanında, ve gerçek aşk hakkındaki fikirlerimi. :)

    Hatta Sera’ya da sorabilirsin; Kendisine gösterememiş olsam da ne düşündüğümü biliyor bu konuda.

    “Niye kendin anlatmıyorsun” diyorsan, “çünkü yaratıcılığımı başkasına saklıyorum“dan başka bir cevap veremem, üzgünüm. Aklımda vereceğim cevap hazır, ama birine laf yetiştireceğim diye harcayamam, harcamam.

  11. “Tuğçe saçını pembeye boyatman senin için daha iyi olur!”
    -Bu sözle senin hakkında karar vermiş oluyorum ve bu yazının hedefi haline geliyorum.
    -Yazınla beni hedefleyerek büyük bir hedef seçmiş oluyorsun :P
    -Dolayısıyla da “Büyük hedefler seçmemen senin için iyi olur!” diyerek tekrar kendimi yazının hedefi haline getiriyorum ve bu paradoksu düşünerek uyuyakalıyorum :D :D
    “Tuğçe uyumalısın sen de!” :D

  12. @cem birinci ağızdan senden dinlemek isterim… kaçamak cevaplar verme direk söyle, ona buna niye sorim… kim bilir neler anlatırlar… esas sen anlat “karşısındakini ondan daha fazla düşünen” ve gerçekten(!) aşık olmuş kişi olarak… halâ bekliyorum…

  13. artı bu laf yetiştirme değil, belki bana yol göstermeni istiyorum belki ben “aşk” “gerçek aşk” anlayışımı sorgulamak ne olduğunu anlamak istiyorum… yaratıcılığını başkasına gene sakla… bek daha önce yarattıklarını öğrenmek istiyorum… anladığım kadarıyla kendini bu konuda yenileyebiliyorsun… kafanda olan yeni projelerini değil öncekileri anlat diyorum…

    Evet, “ne düşünür beni benden fazla düşünen kişi?”… Halâ bekliyorum…

  14. e o zaman “aşık olmak” “gerçek aşk” şudur budur yok seni senden daha fazla düşünürüm vs. atıp tutmıcaz demektir… ;)

  15. Ben de “gerçek aşk” terimine inanmıyorum. Eğer bunu aynı şiddette birden fazla kişiye, farklı zaman dilimlerinde hissedebiliyorsan, hissin kelime karşılığını gereksiz sıfatlarla süslemenin anlamı yok.

    Öte yandan, sana katılmıyorum Cengo. Bence bir insan, bir diğerini ondan daha fazla düşünebilir. Tabii fazla düşünmek derken, daha sık değil fakat daha yönlü düşünmekten bahsettiğimizi baz alarak gidiyorum. Çok uç bir örnek ama, annemin benim hayatıma ve geleceğime, benden daha fazla önem verdiğini düşünüyorum. Bazı arkadaşlarımı, bazı hususlarda onlardan daha fazla düşündüğüme inanıyorum. Bazen problemlerini sırtlanmak, onların sıkıntı çekmelerine tanık olmadan kendi gücümle bunları çözmek istiyorum; yanlış yaptıklarında onlardan çok bu duruma ben kafayı takıyorum.

    Aşk dediğin şey aşırı sevginin tanımıdır. Aşırı sevgi beslediğin herkes için fedakarlık yapmak istersin. En büyük fedakarlık ise onları hayatında kendinden önce gelen bir sıraya koymaktır. Soruyorum sana Cengo, sen bunu daha önce yapmadın mı? Daha önce hiç birinin acısı senin içini parçalamadı mı? Gözyaşları seni delip geçmedi mi? Eğer cevabın hayırsa, seni tanımama rağmen, bir şeyleri eksik yaşadığını düşünüyorum.

    PS: Seçtiğim kelimeler sert olabilir, bu hatayı çok sık yineliyorum. Yanlış anlaşıldıysam belirtmek isterim ki, amacım saldırmak değil, fikrimi söylemekti.

  16. Sevgili Tuğçe
    Uzun bir yaz döneminden sonra siteni dolaşmak istedim.
    Bu yazının başlangıç renkleri formal grey,dark blue ect.
    iken arkadaşlarının yorumları ile bu koyu tonların pembeleştiğini anlar gibi oldum.Ben yorum yapmıyacağım
    derken Basta’nın “Erkek az fakat sık sever,kadın ise
    çok ancak bir kez sever” sözünün haklı prim aldığını
    hatırlayıp,yorumu sana bırakacağım.Hepinize başarılı sınavlar ile kalın sevgiyle,kalın sağlıcakla…
    Biricik yeğeni olan Ergun DAYIN

  17. Zaten burada kelime oyunlarıyla anlamını kaybetti benim anlatmaya çaıştığım şey, yoksa ben “gerçek aşk”tan bahsetmiyordum. Birinden aşırı derecede hoşlanmak, birini fazlasıyla sevmekten bahsediyordum, Sera’nın da dediği gibi.

    Bunu farklı zamanda farklı kişilere olduğu gibi, aynı anda birden fazla kişiye hisseden de olabilir. Bu, bu hissin yalan olduğu anlamına gelmez. Çarpık, evet, ama yine de yalan değil.

    İster inan, ister inanma Cenk söylediklerime… Hedef kitlem değilsin. :D Ama yaptığım atıp tutma değil, bunu da bil. Yazdığım her şeyi hissederek yazdım, sonuna kadar da arkasındayım. İspatını da yapabilirim, ama burada sırf birine laf giydireceğim diye kimseyi deşifre edemem. (Ve bunu açıklamak için örnek vermek gerekiyor, o yüzden :-# )

  18. Öncelikle çok yoğun olan sınav dönemimden ötürü buraya bakma şansım olmadığını belirtmek istiyorum. Baktığımda ise kal: şeklinde kaldım.. Tartışmanın sebebini anlayamamakla birlikte bu yazı nasıl bu tartışmaya sebebiyet verdi düşünüyorum, cevabı bulamıyorum. Herkesin “gerçek aşk” kavramı kendisine göre değişir. Bazıları için gerçek aşk gözlerine bakınca eriyip bitmekken, diğeri için kız arkadaşının istediği gibi giyinmesi olabilir. Çok saçma geliyor değil mi? Çünkü öyle. Ama bu düşünceyi benimsemiş insanlar da var. O yüzden biz kendi anlayışımıza uygun birini arıyoruz. Kimsenin düşüncesine ve anlayışına karşı çıkma *hakkımız* yok. Hepinize düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ediyorum ve umuyorum ki bir daha küçük de olsa böyle gerginlikler yaşanmaz..

  19. :) hedef kitlende olmadığım için memnunum ne yalan söliim… ayrıca evet göz yaşları delip geçti, aşıkda oldum acıda çektim ve çektirdim de… ama gerçek aşk nedir? sürmeyen bitmiş aşk gerçekten “gerçek aşk”mıydı? bu benim gerçekten aşık olduğum kişi diyipte şuan ayrı olduğun kişiyle yaşadığın gerçek aşkmıydı? madem gerçekti niye maziye gömüldü? aşk devam etmiyorsa gerçek aşk olmamıştır… hala aşık olunmamıştır… karşındakini ondan fazla düşünerek değil bunu eyleme dönüştürerek göstermek gerek aşkını…
    ayrıca “seni senden daha iyi tanımak…” yok böle birşey…

  20. Bence de gerginlik yok; olmasın, yanlış anlaşılmalara ödün vermeyelim diye notlar bile düştük. Tuğçe, nedir bu çocuk terini soğutmasın hasta olmasın diye sırtına tül bez koyan anne hareketleri? :P :P

    Bir de aslında bir şey daha var ama … söylesem mi bilemiyorum… aslında baya da gördükçe yorumu düzeltesim geliyor zira son 2-3 senedir buna çok takmış durumdayım…. Cengo, abi dahi anlamındaki -de ayrı yazılır :D :D

  21. Benim bahsettiğim “gerçek aşk” değil, o senin çarpıtman diyorum, sen hâlâ aynı şeyleri anlatıyorsun bana…

    Sonra “niye bana laf anlatmıyorsun” diyorsun. :)

    Ben Tuğçe’nin yapacaklarını 2 sene öncesinden bilebiliyorsam, onu ondan iyi tanıyorum demektir. Sor, anlatsın. :)

  22. :)

    Bazı insanlar bazı hisleri daha derin yaşarlar diğerlerinden. İnsanların “romantik” veya “sığ” olmasını bunlar belirler. Skalanın iki ayrı ucundayız diye bu kadar dert etmene gerek yok, çünkü herkes aynı şeyleri hissetmek ve yaşamak zorunda değil.

Yorum yapın