İletişim Kopukluğu

Önümde 3 tane tarif edemeyeceğim zorlukta sınavlarım varken ben neden oturmuş bu yazıyı yazıyorum anlamadım; ama kendimi tutamadım da çünkü bu olayı sıcağı sıcağına yazmasaydım içimde kalacaktı. İki tane arkadaşım var. Birbirlerinden hoşlanıyorlardı ama söyleyemiyorlardı. İkisi de bana söylüyordu :Ç [Şimdi her şey açığa çıktığı için rahatlıkla yazabiliyorum.] Bunların hikâyesini anlatayım sizlere…

Kız olana Duru diyelim, erkek olana da Metin. Aynı olayı ikisinin ağzından dinledim.. Önce Duru’dan başlayalım:

“Ya Tuğçe, bana ilgisi yok bence. Ben büyütüyorum herhalde. Bak şimdi, anlatayım.. Bu beni Facebook’tan eklemiş fazla bir muhabbetimiz olmadığı halde ama şimdi herkes herkesi ekliyor onun için bir şeye yormadım bu olayı. Ama sonra mailler filan attı Facebook’tan. Biraz mailleştik samimiyetimiz olmamasına rağmen. Maillerinden bir tanesinde Facebook’un chat’inde bir arkadaşıyla konuştuğunu ima eden bir şey yazmış işte chat’i eleştirmiş filan. Belki bu ‘Facebook chat’ine gir de orada konuşalım maille zor oluyor‘ demek istedi ama ben tam tersine girmedim ki benden MSN’imi istesin diye. Ama istemedi Tuğçe.. Yani ben de MSN’in iyi taraflarını övmüştüm tam o sırada ‘bu arada senin de MSN’in ne, ordan konuşalım mı’ tarzında bir şey sorabilirdi. Yanlış anlamaktan yoruldum artık onun için düşünmeyi bırakacağım.”

Şimdi Metin oğlumuza verelim mikrofonu:

“Tuğçe çok dertliyim ben.. Senin bir arkadaşın var ya ismi Duru, gerçekten çok hoş kız ama maalesef onun bana ilgisi yok sanırım. Facebook’tan onu ekledim ama bir görsen ekleyene kadar neler çektim eklesem mi eklemesem mi diye.. ‘ekle‘ düğmesine bastığımda kalbim yerinden çıkacaktı sanki. Birkaç mailleştik ve ben ona resmen ‘chat’e gir, ordan konuşalım‘ dedim. Ama Facebook’ta olduğu halde girmedi, ben de MSN’ini isteyip rahatsız etmek istemedim çünkü eğer isteseydi chat’e girebilirdi. Hem ilk adımı ben attım ilgisi varsa ikinci adımı o atabilirdi. Üff, bilmiyorum sence bana ilgisi var mı?”

Şimdi, ben ikisinin de birbirinden hoşlandığını biliyordum ama ikisinden de tembih aldığım için söyleyemiyordum. Ama şimdi bunları konuşup çok gülüyoruz. Fark ettim ki bir çok olayı yanlış anlayıp yanlış yorumluyoruz. Daha ilginci, aynı olayı farklı algılama potansiyeline sahibiz. Sanırım en güzeli şeffaflık. Bir şey hissediyor musun birine, açık ve net söyleyeceksin. Ama olmuyor işte.. Bir çok sebepten olmuyor.. Bu da yukarıdaki anlam karmaşasına yol açıyor. Bu, günlük hayatımızdaki iletişim kopukluğunun en basit örneği. Sebep olarak teknolojiyi mi göstereyim, yoksa makineleşen ve karşımızdaki insanın duygularını anlamak için gözlerine bakmak yerine maillerine bakan biz insanoğlunu mu göstereyim bilemiyorum. Karar sizin..

İletişim Kopukluğu” üzerine 10 yorum

  1. Valla şimdi Tuğçe şöyle çok sevdiğim bir söz vardır dilimizde: Arkadaş, arkadaşın…. :D Madem ikisi de birbirine, birbirlerine çaktırmadan ilgisini gösteriyor, o zaman araya kılçık atmak sana düşer :D

  2. :D Hakkaten çok komik olmuş bu durum ya.
    İnsanlarda iletişim kopukluğu var, bilgisayar ekranından ne kadar isterseniz isteyin anlatılamayan şeyler var, bunun da etkisi var sanırım.
    3 sınavın varken böyle oturup yazı yazarsan, sende sınavlarda, sorularla “iletişim kopukluğu” çekmeyesin :)

  3. Yakında facebook’ta “Cem became a fan of honesty.” diye bir yazı görebilirsiniz. (Evet, hâlâ İngilizce kullanıyorum, so what?)

    Ben de dürüstlük, şeffaflık yanlısıyım. Kandırmacalarla iş yürümüyor. Ve şu anda -yine- bunun büyük acısını çekiyorum.

  4. Keşke her durum bu kadar saf ve temiz olsa da sadece dürüstlükle “mutlu son” yazısına ulaşılabilse…
    Başlangıcı sancılı olsa da ilişkinin devamını ve “mutlu son”unu diler, çiftimize “damadın arkadaşının arkadaşından” bir adet nazar boncuğu hediye ederim :D :D

  5. ”Bir şey hissediyor musun birine, açık ve net söyleyeceksin.” Yok artık daha neler diyorum.. :D Günümüz koşullarında bunu yapan kişiyi şöööyle bi evirip çevirip,aklını başına getirtirler… Bknz–>NoFeAr :S
    Ya ben hikayenin dewamını çok merak ettiimmm :/ Yani nolduda şuanda birlikteler ve ilk kim kime açıldı..?
    Gözler demişken şu resimdeki delikanlının bakışlarını hiç beğenmedim,kızı birisi uyarsın yoksa başına fena şeyler gelebilir :P

  6. Sera, işte ben onu yapamam :Ç
    Valla Sertalp, sınavlarla iletişim kopukluğu çekmiyordum. Ta ki bugünkü sınava kadar.. İletişim kopukluğundan öte bişeydi bu yani ne sen sor ne ben söyliym :/
    Cem, şeffaf olmazsan da ayrı bi acı çekiceksin yani hangisi daha iyi bilemiyorum.. Hangi türlü acı çekmeyi seviyosan artıkın :Äž
    OOooooo, mutlu çifte Akın Abilerinden bir nazar boncuğu hediye geldi.. Evet sıradakiii :M
    Serhat, aslında ben o senin “yok artık daha neler diyorum” dediğin cümleye uymuyorum sadece öylesine atıp tutmakla yetiniyorum şimdilik :Ç Soruna gelince, bunu MSN’den söylerim artık bu kadar açığa da çıkarmiym =) Fotoğraftaki kız gayet farkında sen merak etme :Äž

  7. Tuuce sevdgim bir hikayeyi yazmak(tamamen yalan vallahi kopyaliyorum):Ç

    10. sınıf
    Ingilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için ‘benim en iyi arkadasım’ diyordum… ama ben onun ipek gibi saçlarına bakıp onun benim olmasını istiyordum… ama o bana benim ona baktıgım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadıgı için o günün notlarını istedi ona notları verirken bana tesekkür etti ve yanagımdan optu. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum…
    11. Sınıf
    Telefonum çaldı, arayan oydu ve aglıyordu bana askın nasıl kalbini kırdıgını anlattı, beni evine çagırdı, yalnız kalmak istemedigini söyledi, bende tabiki gittim, koltuga, onun yanına oturdum, güzel gözlerine bakmaya basladım ve onun benim olmasını diledim, 2 saat sonra Drew Barrymore’un bir filmi basladı ve onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana hersey için tesekkür etti ve yanagımdan öptü. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum…
    Son sınıf
    Mezuniyet balosundan birgün önce yanıma geldi ve ‘çıktıgım çocuk hasta ve partiye gelemiyecek’ dedi, benimde çıktıgim biri yoktu ve 7. sınıfta birbirimize söz vermistik eger çıktıgımız biri olmazsa partilere birlikte gidicektik, ‘en iyi arkadas’ olarak. Ve partiye birlikte gittik, o aksam çok güzeldi, her sey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapısının önüne kadar bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek baktı. Onun benim olmasını istiyordum… ama o bana benim ona baktıgım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, bana ‘hayatının en güzel zamanını geçirdigini’ söyledi ve yanagımdan öptü. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum…
    Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı… Sürekli onu izledim onun mükkemmel vücudunu seyrettim. Diplomasını almak için sahneye çıkarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi. Onun benim olmasını istiyordum… ama o bana benim ona baktıgım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi ve aglayarak bana sarıldı sonra basını omzuma koydu ve ‘sen benim en iyi arkadasımsın, tesekkürler’ deyip yanagımdan öptü. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum…
    Aradan yıllar geçti… Bir klisedeyim ve o kızın nikahını izliyorum… evet artık evleniyordu, onun ‘evet, kabul ediyorum’ demesini, yeni hayatına girmesini izledim, baska bir adamla evli olarak. Onun benim olmasını istiyordum… ama o bana benim ona baktıgım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına girmeden önce yanıma geldi ve ‘nikahima geldin tesekkürler’ deyip yanagımdan öptü. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum…
    Yıllar çok çabuk geçti; su an benim bir zamanlar en iyi arkadasım olan kızın tabutuna bakıyorum, esyaları toplanırken lise yıllarında yazdıgı gunlugu ortaya çıktı… Hemen günlügünü aldım ve günlükte okudugum satırlar söyleydi… ‘Onun gözlerine bakarak onun benim olmasını diledim… ama o bana benim ona baktıgım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum… Keske bana beni sevdigini söyleseydi…

  8. Toxic’in yazdığı alıntı bana Back to the Future filmlerini hatırlattı. Çok acıklı gibi görünse de artık saçma. O kadar sene böyle bir hissi saklayabilene ya salak denir günümüzde ya da obsesif:D Ama Tuuce’nin hikayesi hayatımızın iki ekran sayfasında kısır döngüde olduğunun göstergesi ki keşke o insanlar okul kantininde bakışabilmenin dayanılmaz hafifliğini yaşasalardı!?

Yorum yapın