Hayallerine İhanet Etme, Hayata Mahçup Olma..

Yeni eğitim-öğretim dönemiyle birlikte yeni kafa karışıklıkları da başladı tabi.. 4. sınıfa geçmenin verdiği tedirginlik ve endişe ile kariyerim hakkında kafa yormak kötü bir şey.. Bir yanda idealindeki iş olmasa da sana ileride gerçekten iyi para kazandıracak ve çok mutlu olmasan da yeteri kadar başarılı olabileceğin, diğer yanda getirisi fazla olmasa da gerçekten “hep bunu istemiştim, bu işi yaptığım için çok mutluyum” diyebileceğin bir iş.. Evet, bu ikisi arasında gidip geliyorum. Maalesef ikisini birlikte sağlayan bir iş henüz bulamadım. Yeteri kadar aramadım belki de. Henüz 4. sınıfın başındayım. Yine de düşünmeye başladım.. Ve arkadaşlarımı düşündürmeye.. Arkadaşlarımın biriyle (neden ismini vermediğimi birazdan anlayacaksınız) bu konuda konuştuk. Beni derinden etkileyen ve kafamı berraklaştıran birkaç şey söyledi -her konuda olduğu gibi-. “Tuğçe, bu dünyaya ne için geldiğine inanıyorsan o olmalısın. Neyi yapmaktan mutlu olacaksan, sana ne uygunsa onu yapmalısın. İşini doğru yaptığın sürece para da zamanla gelecektir.

Bunları neden anlatıyorum? Çünkü aynı arkadaşıma üniversitesindeki bir hocası Türk Dili dersinde bir paragraf vermiş ve bu paragrafın altına onu tamamlayacak bir paragraf daha yazmalarını istemiş. Benimki de bu konuşmamızdan etkilenerek -demek ki etkilenen sadece ben değilmişim :Äž– farklı bir bakış açısı ile olaylara yaklaşmış. Gerçekten böyle bir arkadaşım olduğu için, her zaman yanımda olduğu ve kaybolduğum zamanlarda beni tekrar dünyaya döndürdüğü için çok çok mutluyum ve ona bir kere daha teşekkür ediyorum :M Daha fazla uzatmadan sizi o yazıyla baş başa bırakıyorum..

Saçlarını arkasında toplamış sarışın kadın! Kim derdi ki bugün, insanlar havuzdan çıktıktan sonra, tatil köyü halkı az sonra başlayacak düğüne hazırlanırken, tam o düğüne doğru yürürken, herkesin boğula boğula yemek yediği açık büfenin oradan geçip tam havuza doğru gidecekken, yağmur damlaları bungalovların çatılarına sağanaktan boşalırcasına yağacak ve hatta bungalovların çatılarında su akıtma tertibatı olmadığı için her taraf su içinde kalacak.. Ve sen, hani o düğünü hazırlayan ekibin başı, eteklerini sıyırıp koşmaya başladığında, kim nereden nasıl bilebilirdi ki senin 1968 yılındaki Olimpiyat seçmelerinde 400 metre engelli koşan bir atlet olarak ilk üçe girdiğini ve birinci ve ikinci ile birlikte Meksika Olimpiyatları’na davet edildiğinizi.. Senin o sıra evlenmek üzere olduğunu, kocanın ve ailesinin kıskançlık, kapris ve bilimum gereksiz duygulardan ötürü Meksika’ya gitmene izin vermediğini.. Yağmurun altında koşarken, sadece gözlerini ileriye dikmiş, sadece önünde, göğsünde hissedebileceğin ipi gözlerken, işte o hayali kopacak ip ve o kopmasını hayal ettiğin iple gelecek olan birincilik özlemi yerine görkemli resepsiyon binasının döner kapısına toslayacağını, hafifçe başının sarsılacağını, hatta başından biraz kan akacağını ama etrafındaki herkesin sana ‘bravo’ seslenişleri yüzünden, içindeki, o eskilerden kalan hissi yeniden yaşayacağını kim nasıl bilebilirdi ki?

Başın sarılı oturduğun lobide sana sunulan çayla birlikte tatil köyünün çiçekçisinin sana getirdiği manolyaları kabul ettin, sevip okşadın. Dünya tarihinde 400 metreyi yağmur altında rüzgâra karşı bu kadar hızla koşan ilk şef garson oldun, daha ne olsun! Oysa ki açık büfeden start alıp resepsiyon binasının döner kapısında biten bu engelli koşun, yıllardır kabullenemediğin, çoktandır farkında olmana rağmen görmemek için gözlerini sımsıkı kapayıp kendini kandırdığın bu gerceği trajik  bır şekilde ortaya koymuştu işte. Titremen dursun diye elindeki çayı sıkı sıkı sarıyorsun ama nafile.. Titremen üşüdüğünden değil çünkü. Hani derlerdi ya ‘insana en büyük kötülük gene kendisinden gelir’ diye. Geleceğinden, hayallerinden, umutlarından; yani kendinden, seni sen yapan şeylerden bu kadar kolay vazgeçerek yapabileceğin en büyük kötülüğü yaptıktan sonra, kendine saygını kaybetmiş bır şekilde lobide oturuyorsun şimdi hayata karşı…

Hayallerine İhanet Etme, Hayata Mahçup Olma..” üzerine 8 yorum

  1. Hayallerin insanin basinda tulu ve insanlari kendisine meftun edecegi ve buyuleyecegi bir kariyerin yerine kendisine dahi saygisini yitirmis bir insan olarak hayatini devam ettirmeye calisan ve hayattan umdugu beklentilerini ve duslerini bir daha elde edememe hissiyle yasayan bir insan portresi.
    Bir baska deyisle, hayallerindeki duslerini gercek hayatta gerceklestirebilme ihtimali elinde iken bunu kendin veya baska birileri tarafindan alinmasina izin vermek suretiyle haketmedigin unmadigin bir pozisyonda kendini bulmak ve daha iyisini yapabilecegini bilmenin verdigi hayal kirikligi icinde kendine olan sayginin yitirilmesi..

  2. Bankacı veya öğretim görevlisi olmadığın sürece problem yok. :)

    Ben ne olacağımı biliyorum az çok. Okula girdiğim zamandan beri biliyordum. Arada fikrimi değiştirdim, müzisyen olacağım dedim, Google’da mühendislik işleriyle uğraşıcam dedim; ama biri hobi, diğeriyse çok para kazandıran bir calculus gibi bana.

    O yüzden web tasarımcısı olacağım. Senin siteni iğrenç tasarlamış olabilirim ama boşuna ESN Türkiye’nin web takımının başına getirilmedim. ;)

  3. Daha farklı düşünceler içerisindeyim. Ama madem cumaları seni derste görüyorum, buradan sadece olası bir sohbetin girişini yapmak istedim :)

    PS: Yer tut Tuğçe. Bu hafta erken gelirsen arkayı full, önden 4 kişilik yer kapa. Sınıfın yarısı biziz. O sınıfın çanı ve kaderi biziz :P

  4. Önce şunu söylemeliyimki senin arkadaşının yazısındaki örnekle,senin düşüncelerin yada benim anladığım arasında çok fark war..
    Çünkü yazıdaki bayan başarılı olduğu ve zevk aldığı mesleği sırf kocası ve ailesi için bırakmış.hatta gayetde başarılıymış..
    Ama senin düşüncelerinde para kaygısı sezinliyorum.Ki günümüz koşullarında buda gayet doğal..Ama burdaki asıl soru şu olmalı: Hayalindeki,işte budur dediğin işi yapmak istersen hayatını tek başına idare edebilecek kadar kazanmak sana yetermi? bence yetiyorsa hiç düşünmeden hayalinin peşinden koş ama şunuda kendine iyice sor ve ona göre düşün.. yani lüks yaşamı,en önemliside çeşit çeşit dondurmaları :P bi kenara bırakabilecekmisin? (gerçi dondurma yardımını blogcana biz yaparız sana :D )
    ”işini doğru yaptığın sürece parada zamanla gelecektir” lafınada katılmıyorum çünkü o işi doğru yapsanda her zaman paraya ulaşamayabilirsin..
    Ve son bişey…Arkadaşınada söyle lütfen bu hikaye için mükemmel bi tamamlama yazısı olmuş :)

  5. @Toxic: Aynen aynen aynen öyle..
    @Cem: Bence sen fotoğrafçı ol ben de model :Äž Lâkin çektiğimiz salak fotoğraflar baya bi umutlandırdı beni :Ç
    @Sera G.: Ben yarın büyük büyük ihtimalle ikinci derse kalamıciim çünkü 2 servisiyle gidiciim.. Ama bu yer tutmama engel mi? Değil tabi ki :S Yarın saçmalamama karşındayken devam edicem Sera..
    @NoFeAr: Serhat, tabi ki normalde “işini doğru yaptığın sürece parada zamanla gelecektir” cümlesi kesinlikle yanlış. Ama benim söylediğim meslek için bu cümle geçerliydi. O yüzden öyle bir şey söyledi. Yani gösterdiğin performansla doğru orantılı olarak kazanç getirebilecek bir meslekten bahsediyordum ben orada. Onun dışında söylediklerinde sana katılıyorum zaten o yüzden kafam karışık..

  6. Evet, bu akşamdan sonra fikrimi değiştirebilirim ben de. :D

    Ama her manken senin gibi değil, çok nazlı oluyor bazıları canım. :) Hoş, resimlerini bu şekilde çektiğim sadece 4 kız var, ve nazlı/işbirlikçi oranı 1/3, o yüzden pek de umutsuz değilim. :P

  7. Eğer performansa bağlı olarak kazancınıda arttırabileceğin bi meslekten bahsediyosan,aklının pekte karışık olmaması lazım aslında :S Çünkü bak başlığı sen yazmışsın—>Hayallerine ihanet etme,hayata mahçup olma…
    Bu arada bana o arkadaşının dediği cümleyi savunma,yanlış diyosam yanlıştır işte o kadar! :P Ve ben hala arkadaşının ismini neden vermedim anlamış değilim..bişeymi kaçırdım yoksa kimden bahsettiğin çok belli oluyoda,ondanmı böyle dedin yazında :S

  8. ya ama o iki meslekten senın ıstedıgın olanı var ya o sana cok ama coook yakısır hep dıyodum hatta kucukken de bırılerıne anlatırken supersın bu konuda diye hatırladın mııı :)ve sankı onda daha mutlu olursun gıbı..mutlu olmak cok onemlı yaptıgın ıste bence cunku gunde ortalama 8 saat ayırdıgımızı dusunursek ıs hayatımıza,hayatımız boyunca her seyden cok onla bırlıkte olmus oluyoruz :Ç sevmedıgın bıseyı yapmak hayatı kabusa cevırır bence :S

Yorum yapın