Eski Günlere Dair…

Yaklaşık bir buçuk hafta önce Gözde’den ilginç bir mesaj aldım. Mesaj attığı saat 2:22 idi. Stajlarım dolayısıyla ancak Eylül’de tam anlamıyla tatile girmiş oldum. Geleneksel tatil anlayışıma uygun olarak da sabahlara kadar oturuyorum, gündüzleri uyuyorum. Bir senem o kadar yoğun, o kadar karmaşık ve yorucu geçiyor ki en azından bir ayı kendime ayırıp geceleri oturup kendimi dinlemek hoş oluyor. Çünkü hiçbir yerde ses seda yok, ne kapı çalıyor ne de telefon.. Hee, telefon demişken. Aslında pek de çalmıyor değil. Buradan da konumuza geri dönelim. Gözde mesaj attığı zaman dolayısıyla henüz uyumamıştım. Şöyle diyordu:

“Uyudun mu? Lütfen uyumamış ol :(

Ben de telaşlandım tabi o saatte bir şey mi oldu, yine ne yaptı bizim kız diye :Äž Aradım, “Tuğçe çok fena oldum ben..” dedi. “N’oldu Gözde çabuk söyle bak valla kalpten gidicem” dedim. Meğersem bizimki açmış ilkokul günlüğünü okumuş. Neden fena olduğunu sorduğumda; “O kadar mutluymuşuz ki o zaman.. Dünyamız ne kadar küçükmüş ama biz ne kadar büyükmüşüz. En ufak şeylerden o kadar mutlu oluyormuşuz ki. Birbirimize her zaman çok destek olmuşuz. Her şeyi paylaşmışız, birlikte ağlayıp birlikte gülmüşüz” cevabını aldım ve ben de başladım mı ağlamaya.. :ühüh: Biz iki akıllı(!) kişilik, gecenin bir yarısı karşılıklı ağlarken Gözde’den günlüğünden bazı yerleri okumasını istedim. İlkokul 7. ve 8. sınıflardan karışık yerleri okudu. Tabi o zamanlar bahsettiğimiz şeyler çoğunlukla hoşlandığımız çocuklardı :Ç Bu tür olaylara yeni yeni alışıyoruz, yeni yeni bir şeyler yaşamaya başlıyoruz.. Gözde okudukça fark ettik ki, ben her zaman yorumda bulunuyormuşum:

T: Gözde baksana, sana nasıl baktı kesin bir şeyler hissediyor.
G: Taklit etsene, nasıl baktı?
Ve ben taklit ediyorum..!!!

G: Tuğçe görmüyor musun nasıl da samimiler yanındaki kızla! Nerden çıktı bu yaaa!
T: Sen yanındaki kıza aldırış etme, baksana bi gözü sende, kıskandırmak için yapıyor.

T: Çabuk koş! Kantine gitti biz de gidelim.
G: Ne alıcaz Tuğçe?
T: Ay sorduğun soruya bak alırız bir şey ufff öldürüceksin sen beni!

Bunlar sadece birkaçı.. Bunları okuyunca, benim o sıralarda Gözde’nin yanında bilirkişi ünvanıyla durduğuma ve Güzin Abla görevi yaptığıma kanaat getirdik. Ama Gözde de bana aynı şeyi yapıyordu. Neler neler çevirmişiz. Telefonla kimleri işletmişiz, sevdiğimiz kişiler hakkında bir şeyler öğrenebilmek için neler neler yapmışız, ne dolaplar çevirmişiz hatırladıkça şaşırıp kaldık. Bir yandan deliler gibi güldük bir yandan da ağladık Äž: Apartmandakileri uyandırmadığımdan şüpheliyim 8-)

Ve sorduk kendimize.. Neden o zaman karşı tarafın bizi sevdiği bile belli değilken bu kadar mutluyduk da şimdi bizi sevdiğini söyleseler bile mutsuzuz? Kendimizce cevaplarımız vardı elbet ama hiçbiri bizi tatmin etmedi.. Büyümenin çok güzel olduğunu düşünürdük o zamanlarda. Hayaller kurardık. Ne hayaller hem de.. Kimse sınırlayamazdı onları. Ama biz büyüdükçe hayallerimiz küçüldü. Hayal ettiğimiz şeylerin gerçekte ne olduğunu gördük ve hayallerimiz sınırlandı. Belki de hiçbir şeyin hayallerdeki gibi olmayacağını düşünüp karamsarlığa kapıldığımız için hayal kurmayı da bıraktık..

Telefonu, bahçede buz parmak yediğimiz, erkeklerin saçlarını çektiğimiz, kömürlerin üzerine çıkıp eve kapkara önlüklerle geldiğimiz günlere duyduğumuz özlemle kapattık. Tek bir şey değişmemişti. İkimizin arasındaki bağ. Her ne kadar ortaokuldan sonra farklı şehirlerde liseyi bitirmiş olsak da 4 sene sonra buluştuğumuzda sanki hiç ayrılmamış gibiydik. Ve fark ettik ki güzel anılarımızı okuyup ağlamak, hatırlayıp ağlayabileceğimiz bir anımızın olmamasından çok daha iyi.. Biraz önce ben de günlüğümü buldum. Şimdi okumaya başlayacağım. Kâh ağlayacağım, kâh güleceğim uzun ve abuk subuk bir gece beni bekliyor yani :Äž Sizi merakta bırakmayıp bir sonraki yazımda alıntılar yapacağım merak etmeyin :M

Eski Günlere Dair…” üzerine 15 yorum

  1. Every mile further there’s a part of me that slips away…

    Bizim böyle dertlerimiz yoktu… Öte yandan, biz erkekler genelde yalnız hareket ederdik… Maksat boyumuzun ölçüsünün alınması ya, reddedildiğimizde bari rezil de olmayalım diye düşünürdük herhalde. :)

    Kendinize sorduğunuz sorunun cevabı da çok belli: Kötü tecrübe. Siz bugüne kadar adam gibi birine aşık olmazsanız, adam gibi biri karşınıza çıkınca değerini anlamazsınız. Varolan tecrübelerinizle yaklaşıp her karşı cinse, hepsinde bir kusur olacağı önyargısında bulunursunuz. Sonuç olarak biri o sihirli iki kelimeyi söylediği zaman da (eğer yabancı biriyse üç kelime de olabilir) ilişkinin direkt sonuna atlayıp panikliyorsunuz.

    Ve eminim sen buna da karşı çıkacaksın, senin hakkında yaptığım ve daha sonra haklı olduğumu gördüğümüz her yorumumda yaptığın gibi. :)

    Turn of your mind, and go back with me to a better time…

  2. hayallerimiz sınırlandı… onları bir şekilde sınırladılar, daha doğrusu biz kendimiz o sınırları çizdik çünkü aslında o koccaman hayaller çok küçükklükte kaldı… bunun farkına vardık… yoksa umudumuzu mu kaybettik… umudun yoksa hayallerde yoktur… tüketildik… ne hayal kaldı ne umut…

    Amaaaa işte tuuceee var o bir güneş. o bir peri, o bir umut avcısı, hayallerimizin bekçisi…

  3. Başlığı görünce tolkien’in kitapları geldi aklıma nedense…sanırım ”dair”kelimesini kullandığın için olsa gerek :) gitgide büyük yazar olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini gösterir bu bence..(alakaya maydanoz?? :P ) Andaç yazılarımızdada birbirimize bu şekilde başlayan yazılar yazmıştık.telif hakkımı isterim ona göre :S
    Anlattıkların can dündar’ın bir dost adlı yazısını aklıma getirdiki tam anlamıyla,ilk paragrafın sonunda şöyle: ”Ve sen ağladığında,onun gözünden gelmeli yaş…” diyor ve bence ikinizde bu zamanda bu paha biçilmez değere sahip olduğunuz için çok şanslısınız… :)
    Hayalini kurduğun şeyin neden gerçekleşmesini bekliyosunki? hayalin espirisi sonuç almaktan ziyade o düşünceler içerisindeyken yani budala umudunun bize verdiği süper haz değilmidir? şahsen ben imkansız bile olsa hep hayalini kurarım ve verdiği küçük mutlulukla yetinmeye çalışırım çünkü bazen insanın elinden daha fazlası gelmiyor :S

  4. @MaNYaK: Valla Veli bi de bana sor ama öyle tatlı ki kızamıyorum da :M
    @BigadicMania: Fatih, kesinlikle hemen başla günlük tutmaya. İnsan ilerde okuyunca çok ilginç oluyo.. Hiçbir zaman geç değil bunun için :)
    @Cem: Ben dediğinin tam tersini savunuyorum her zamanki gibi :Ç Bence insan bugüne kadar adam gibi biriyle karşılaşmamışsa, adam gibi biri karşısına çıkınca değerini anlar asıl. Ayrıca insan karşısındakine aşka dair bir şeyler de hissetmeli. Sadece adam gibi adam diye birini sevgili olarak kabullenemezsin. Ve yine bir cümlenin tam tersini savunucam.. Karşı cinsin hepsinde bir kusur olacağı önyargısıyla yaklaşmıyoruz. Asıl bu önyargıyla yaklaşmadığımız için kusurlarını gördüğümüz zaman hayalkırıklığına uğruyoruz. Cem, bi ara “kız ruhundan anlama” dersleri vermek istiyorum sana, pro bono =)
    @Cengo: Cenk, aslında başkalarının sınırlamasına izin vererek biz sınırlandırmış olmuyor muyuz kendi hayallerimizi? Yine suç bizde aslında.. Hep o eski halimizi korumalıydık ama dediğin gibi bu mümkün değil, çünkü küçüklüğümüze özgü şeyler onlar..
    @NoFeAR: Serhat, Can Dündar’ın bu cümlesi cuk oturmuş buraya.. Çok teşekkür ediyorum :) Gerçekten bu doğru. Senin yorumuna gelince, gerçekten farklı bi açıdan bakmışsın okuyunca apışıp kaldım kal: Yöntemini ben de uygulamaya çalışıcam :)

  5. Benim söylediğim “adam gibi birinin değerinin anlanması” değil ama, karşısındakinin “adam gibi biri olduğunun anlanması.”

    Aslında haklısın, “Karşı cinsin hepsinde bir kusur olacağı önyargısıyla yaklaşmıyoruz.” derken. Çünkü şu zamana kadar çıktıklarının hepsi… bu siteyi okuyor, o yüzden devam etmiyorum. Özelden iletirim. :D

  6. ***Sadece adam gibi adam diye birini sevgili olarak kabullenemezsin.*** AŞK mutlaka lazım… son 1,5 senemi anlatan en güzel söz :)

  7. “2 am and she calls me because I’m still awake…” Ben Anna Nalick seviye…

    Öte yandan üç adet yorumum olacak.

    1) Senin romantik açıdan baya renkli bir çocukluğun olmuş. Zira o yaşlarda arkadaşlarım ve ben daha ziyade DVD/sinema izlemek, lego oynamak, kitap sunumları hazırlamak, dizileri takip etmek vb. gibi uğraşlarımız vardı :D

    2-) Hayaller küçülmüyor ama kategorileşmeye başlıyor. Mesela gerçekleşecek gibi olanlara “yakın zamanlı planlar” diyoruz. Gerçekleşmesi mümkün ama küçük bir ihtimali olanlara “uzak zamanlı planlar” diyoruz. Öte yandan ufuk çizgisine yakın olanları “Keşke … ama ne yaparsın” cümlesiyle anlatıyoruz.

    3-) Farkında olmakla mutlu olmak arasında doğru orantı olduğunu düşünüyorum. Misal, su dolu bardağa banyo yapmak amacıyla baş aşağı kendini bırakan muhabbet kuşum çok mutlu bir hayvandı. Öte yandan en zekileri 2 yaşında bir çocuk zekasına sahip olan Jago türü papağanım mutsuzluktan tüylerini yolupduru.

    PS: Buz parmak eriyip nasıl da akardı bütün elim yapış yapış olurdu. Ama katlanılası bir işkence :P

  8. Valla Cem, ilk yorumunda “değer” kelimesini kullanmışsın ikinci yorumunda da tersini söylüyosun.. Anlamadım ben 8-) Sen de bana bi ara Fransızca öğret bence :Äž
    Cenk, umarım bu cümle bir daha seni anlatmaz :)
    Sera, bizim başka uğraşlarımız da vardı tabi ama günlüğümüze “bugün seksek oynadık”, “bugün ip atladık”, “bugün okuldan kaçtık” yazmak yerine aşk(!) hayatımızı yazıyoduk :Ç Farkındalık konusunda ise tamamen katılıyorum sana.. Buz parmak konusunda ise tastamamen katılıyorum :Äž

  9. Öncelikle;sitendeki yeni yazına bakmak icin girip kendimle karsılasınca ufak capta bi sok gecirdim,sen bizim özel hayatımızı nası burda yayınlarsın bakim he??!! ama gene cok guzel yazmıssın arkadasım,okurken gene yasadım o geceyı,ne ılgınctı ya :S ama yazdıgında eksıkler var dogrusu,dur hemencecık tamamlayayım :D

    G:Bugun yuzu asık,basını kaldırmadı bıle bı kere..
    T:Annesiyle dün tartısmıstır da ondan,hani baskı filan yapıyo ya annesi..

    G:Baksana suna tugce topu gene kafama attı sonra bi de gelip pis pis sırıtıp topunu gerı ıstıyo ya..
    T:Ya simdi gecen sen ona küstün ya bak barısmak icin cırpınıyo iste cocukcagız..

    gibi Erman Toroğlu’nu bile ezip gecen yorumlar kesılmezdı senden :P

    Artık ben de yorumlarına oyle guvenmeye baslamıstım kı,senın yorumlarını almadan bısey yapmazdım tabi.Bu arada gozumden kacmadı,entrıkalarımızın ustunde fazla durmamıssın,acıklama yapmayıp gecıvermıssın hemen bi cumleyle,püf noktalarımızı soyleme tabı,hala kullanılacak nitelikte onlar nıhahaha (H)

  10. Tugce super olmus yazin. Anlattiginiz olaylari muthis bir sekilde kaleme almissin :) Gozdeyle uzun sure gorusmeyip, en sonunda gorusebildiginiz o gun “gozde seni ne kadar ozlemisim canim yaa” deyisin gercekten aklimda kaldi. Ve orada birkez daha anladim ki siz birbirinizden kopamazsiniz.

    Gozdenin dedigi gibi entrikalarinizin uzerinde fazla durmamissin. Daha niceleri vardi. Asil olayin kahramani olan arkadasiniz yok yazida :Ç Gozdenin iyiligi icin kendini harcayan arkadasinizdan bahsetmemissin.

    G: Bak kizim benim sevgilime cok yaklasiyorsun ondan uzak dur.
    X: Ama gozde hani biz herseyimizi paylasacaktikkk :(
    T: Bak gordunmu gozde aglattin kizi

  11. Gözdecim, inan eksikleri tamamlama konusunda senin üstüne tanımıyorum :Ç Ayrıca entrikalarımızı anlatsam yıkılır burası ondan korkuyorum ühüh:
    Veya tanısam mı acaba.. Serkan da fena diil gibi :Äž X daima bilinmeyen olarak kalsın oldu mu Serkan? :Ç

Yorum yapın