Ünlü Olmak Güzel Şey! Oldum, Oradan Biliyorum :P

Nasıl mı? Anlatayım.. Geçtiğimiz sömestr tatilinde bir gün Burcu’yla İktisat çalışmıştık ve ayrıldıktan sonra Beşiktaş’tan Ortaköy’e yürüdüm. Eve geldim, o akşam sitemin “Bana Ulaşın” bölümünden gelen bir maille karşılaştım. O gün Beşiktaş civarlarında bulunup bulunmadığımı soruyordu. Belki de ben değildim ama yürüdüğümü görmüş. Saatini de doğru söylemiş. E benden başkası da olamazdı herhalde :) İki hafta önce de Beşiktaş’taydım yine. Kabalcı’da kendimi kaybetmiş bir şekilde geziniyordum. Zaten oraya girdim mi oldum olası çıkamam ya neyse.. Sonra karşıda 19-20 yaşlarında olduklarını tahmin ettiğim iki çocuğun bana bakarak konuştuklarını fark ettim. Bir tanesi gelip “Pardon, sen Tuğçe misin?” dedi. “Evet de? :hıı: ” diye sordum. “Hani blogun var di mi?” Bir cevap veremedim önce kal: Sonra gülümseyerek başımı salladım. “Ya gerçekten oku oku doyamıyoruz çok güzel yazıyorsun bir kitapta filan yazmayı düşünmüyor musun?” diye sordu. İçimden havalara girmek geldi ama girmedim, kahretsin alçakgönüllüyüm :Äž Ben de zaten “İnsan İsterse” adlı kitapta bir yazımın çıktığını, onu alabileceğini söyledim. Hazır Kabalcı’daydık da, üst kata çıkıp aldılar :Ç Diğeri de “abi bak ben demiştim yazar olacak kız” dedi benim duymadığımı zannederek. Ben de gülüp çıktım oradan. Bütün havam değişmişti tabi, artık tanınıyordum :Ç

Üçüncü olay da ilkokul arkadaşlarımızla buluştuğumuz gün oldu. Ayrıldıktan sonra eve yürürken bir kız -15 yaşlarında filandır- “aaa Tuğçe abla?” dedi. Ben de bön bön baktım. Tek kelimeyle bön bön ama! Bir akrabamızın çocuğu/yeğeni/kuzeni/torunu olabilir mi diyerekten bütün ihtimalleri kafamdan geçirdim; ama ı-ıh, çıkaramadım. O da beni siteden tanıdığını ve çok tatlı olduğumu söyledi (A) Özellikle tatlılarla ilgili yazılarımı beğeniyormuş :Ç Sonra bir hevesle “Ortaköy’de mi oturuyorsun yoksaaa?” diye sordu. “Evet” deyince nedense çok sevindi ve “Bir gün dondurma yemeye gideriz o zaman” dedi :Ç Bu espriyi yaptıktan sonra da “Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti” yazısında yazdığım “Aslında beni yurda gönderirken annemin ‘kızım dikkat et bak gel benimle, sana dondurma alıcam diyenlerle sakın gitme tamam mı?’ diye uyarması gerekiyor” cümlesini hatırlattı kal: Nasıl da hafızasında yer etmiş şaştım kaldım. Asıl şaşıp kaldığım olay ise daha 2 dakika önce tanımadığım birisine dondurma sözü vermem :| :Ç

Yaaa, işte böyle… Şöhretin merdivenlerinden yüksek adımlarla çıkıyorum adeta :Äž

Ünlü Olmak Güzel Şey! Oldum, Oradan Biliyorum :P” üzerine 11 yorum

  1. Bilmem ünlü olunca beni hatırlar mısın artık?
    Hatta, beni şimdi bile hatırladığını sanmıyorum ama… 8-)
    Neyse, sen ünlü oladur, ben şu anda dinlediğim şarkıyı sana adıyorum… [(So I’ll Sit Here) Waiting]

    Bak valla… Seni ben ünlü ettim, yarın öbürgün menajerin yapmazsan beni bozuşuruz, haberin ola…

  2. Zate şu anda hiçbir şey hatırlayacak durumda değilim. İçim dışım müzik tarihi oldu. Şu Cuma bir geçse de kurtulsam.. Rüyamda Beethoven ve Wagner’i gördüm :Ç Herkese nasip olmaz :Äž Şu sınavdan bir AA alayım, ünlü olmasam da seni menajerim yapıcam merak etme :P

  3. “Özellikle Akın’ın yorumlarını da severek okuyoruz” filan da dediler miii? :D :D (Kendime de pay çıkarmaya mı çalışıyorum ne :D )
    Neyse doğrusunu söylemek gerekirse çok sevindim. Hatta daha önce sana söylemiş miydim hatırlamıyorum, ama bence zaten ünlü olmaya değer bir insansın, o yüzden de şaşırmamak gerek fazla :D Milletimize artık senin gibi ünlüler lazım bence, yeter artık topstarlar popstarlar.. Nasıl davranacağını bilen ünlülere ihtiyacımız var artık.
    Ciddiyeti bir kenara koyacak olursak: “OLEEEY! Benim de ünlü bir tanıdığım var artııık!!” :D :D :D

  4. Sevgili Tuğçe
    Ünlü olmak,tanınmak artı puanlarla,insanların aldığı pozitif elektrikle,sağ duyu ile tabiki çok güzeldir.Aslında,insan başlarken bir ideal zirve vardır.Zirveye gelirken katetmiş olduğu kolay/zor yollar zirvenin çıtasını biraz daha yukarı çeker ve başka ideal zirve beklentisi oluşur.Buraya da yaklaşıldığında çıta biraz daha yukarı çekilerek başka bir zirve teşekkül eder.Ve bu böyle devam ederek yaşam içinde irili ufaklı çok zirveler olduğunu
    insan geriye baktığında rahatlıkla görebilir.İşte buralara gelindiğinde önemli olan gülümsüyerek bakılabilmek,hatırlanabilmektir.İrlandalı bir çiftçi olan William Ford,ABD.ye yerleştikten sonra oğlu Henry Ford’un bu kadar ünlü olacağını bilmiyordu. Henry gündüzleri tarım makineleri montörü ve tamirci çırağı olarak,geceleride bahçesinde arabayla uğraşarak atlama taşlarını atladı ve birkaç fakir ortaklıktan sonra Ford araba şirketini kurdu.Hatırladığımız isimlerin yaşamlarına bakacak olursak küçük şeylerle başlamıştır.Belkide sende bu blog ile başlıyorsundur.Hitler de savaş departmanında sevilmeyen bir ünlüydü.”Titanik bile battıktan sonra” meşhur oldu.Güzel olan:İnsanları kendimize tebessümle yaklaştırabilecek sunularda bulunmak.Hepinize atlama taşlarınız olan başarılı sınavlar dileği ile kalın sağlıcakla
    Biricik yeğeni olan Ergun DAYIN

  5. @AKIN: Ya tabi ki hemen Akın kim nerde okur, nerde oturur, neyin nesidir kimin fesidir diye sordular :Ç Ben de herkese bu bilgileri verdim iyi etmişim di mi? :Äž Ayrıca Magnum reklamında oynayıp da ünlü olmak vardı ya neyse.. (hep içimde kalıcak galiba :Ç )
    @SERA G.: Magnum al gel, içindekini yiyip kağıdını imzaliym. (Allah Allaaahh, saat gecenin 1 buçuğu ve Magnum a takıldım he. Sanırım fazla müzik tarihi çalıştım, kafama vurdu 8-) )
    @ERGUN BAFRALI: Söylediklerin çok doğru Ergun Dayıcım. Kimbilir ileride geriye baktığımda ne zirveler görücem şimdi farkında olmadığım.. Ayrıca sana verdiğim “Titanik bile battıktan sonra” rozetinin bu cümlesini ancak böyle güzel kullanıp bağlayabilirdin :) Ona baktıkça beni hatırlarsın artıkın :)

  6. web günlüğü olan bloglar pek hoşuma gitmiyor.Senimn gibi her telden çalan blogların hastasıyım ilk defa uğradım fakat harika yazıların var nası kaçırmışım..aaaa bi dakkaaa sen o gün gördüğümm kızsın :D :D

Yorum yapın