İlkokuldaki Günlüğüm :)

Malum, önümüzdeki 2 hafta final haftası.. Muhasebe notlarımı kaybettim ve bulayım diye dolaplarıma bakmaya başladım. Sonra elime bir defter geçti. Küçücük, kabının bazı yerleri yırtılmış ama içinde inci gibi yazılar olan bir defter. Bir açtım ki ne göreyim. İlkokul 1. sınıftayken öğretmenimiz 15 tatilimizi nasıl geçirdiğimizle ilgili günlük tutmamızı istemişti. Bu da o defterdi. Bakalım o yaşta 15 tatilde neler yapıyormuşum dedim ve baktım. Buyrun sizler de bakın:

22 Ocak 1994==> Sabah saat 7.30’da uyandım. Annemi de uyandırdım. Annem “Bugün tatil, biraz daha uyu” dedi. Ama ben uyuyamadım, kalktım, annemi de kaldırdım. Ellerimi yüzümü yıkadım. Annemle birlikte kahvaltı ettik. Gün boyunca evdeydim, biraz dergimden çalıştım. Biraz da televizyon seyrettim, bitaz da resim yaptım ve boyadım.

23 Ocak 1994==> Bugün kahvaltıdan sonra çizgi film seyrettim, havuç suyumu içtim. Daha sonra tombul dergimden toplama çıkarma yaptım. Annem öğleden snra beni tiyatroya götürdü, çok güldük. Akşam anneanneme yemeğe gittik. Bu günüm çok güzel geçti.

24 Ocak 1994==> Bugün Pazartesi olduğu için annem işe gitti. Bana bütün gün anneannem baktı. Sabah televizyonda çok güzel bir film seyrettim. Daha sonra ünite dergimden ve tombul matematikten ders çalıştım. Biraz da boya kitabımı sulu boya ile boyadım. Akşam annem eve geldiğinde derslerime baktı.

26 Ocak 1994==> Bugün annem işe gitmedi. Saat 10:30’da anneannemle beraber çarşıya gittik. Anneannem bana değişik kurşun kalem aldı. Öğleden sonra annem beni yıkadı. Beraber oyun oynadıktan sonra biraz ders çalıştık. Annem işlerini yaparken ben de oyuncak piyanom ile müzik çaldım.

27 Ocak 1994==> Bugün anneannemle beraber kahvaltıdan sonra çarşıya gittik. Eve geldikten sonra Türkçe kitabımdan okudum, anneannem de beni dinledi. Biraz da televizyon seyrettim, oyuncaklarımla oynadım. Annem işten geldikten sonra bana toplama, çıkarma yaptırdı.

28 Ocak 1994==> Bugün okula gidiyormuş gibi erkenden kalktım. Çünkü annem bugün beni işe götürdü. Akşama kadar çok güzel vakit geçirdim. Daktilo yazdım, boya kitaplarımı götürmüştüm, onları boyadım, aterimle oynadım. Şimdi akşam oldu çok uykum geldi, uyumaya gidiyorum. Anneme iyi geceler dileyip öpeceğim.

29 Ocak 1994==> Bugün kalktığımızda annem beni sinemaya götüreceğini söyledi. Çok sevindim, kahvaltıdan sonra evden çıktık. Annem beni çok güzel bir yere götürdü. Gittiğimiz yerin adı AKmerkez’miş, yürüyen merdivenleri ve camlı asansörleri vardı. Bir de su fışkıran havuzu. Asansöre bindik, yürüyen merdivenlerle inip çıktık. Daha sonra Afacan Dennis adlı filmi seyrettik, çok güzeldi, çok beğendim. Bugünüm de böyle çok güzel geçti.

1 Şubat 1994==> Bugün dayım bana Bıdık Ali’nin kitaplarından aldı. Onların hepsini okudum. Anneannem de beni dinledi. Öğleden sonra anneannemle çarşıya gittik. Akşam annem geldikten sonra bana dergilerimden toplama çıkarma çalıştırdı. Ben yaptım, annem de doğru mu diye benim yaptıklarıma baktı.

3 Şubat 1994==> Bugün oyun oynadım. Oyuncak piyanom ile müzik çaldım. Doktorculuk oynadım, televizyon seyrettim. annem telefonda bana “dergilerindekileri yap” dedi, ama ben annem gelince yaptım.

6 Şubat 1994==> Bugün arkadaşım Işıl’la birlikte annelerimiz bizi çocuk tiyatrosuna götürdüler. Oradan da sinemaya gittik, dolaştık, yemek yedik, çok güzel eğlendik. Yarın okul açılacağı için çok sevinçliyim. Çantamı hazırladım. Defterlerimi, kitaplarımı, kalemlerimi çantama yerleştirdim. Erkenden yatmam lâzım, çünkü sabah erkenden kalkacağım. Öğretmenlerimi, arkadaşlarımı ve okulumu çok özledim.

Böyle masum, böyle katıksız, böyle şirin bir günlük olabilir mi ya.. O zamanlar anlam veremezdim neden öğretmenlerimizin bize günlük tutturduğuna ve tatilde bile bizi yazı yazmak zorunda bıraktıklarına. Ama şimdi anlıyorum..

İlkokuldaki Günlüğüm :)” üzerine 11 yorum

  1. Benim günlüğümde tek bi yazı vardı… Üç sayfa kadardı. Günlük tutmaya “zorlamanın” ne kadar yanlış olduğuyla ilgili bi yazı yazmıştım –daha o yaşta. İlginç bir şekilde, o notlu bir ödevdi, ve Pekiyi almıştım… Anla anlayabilirsen… :)

    Neyse ki ilkokulun sadece ilk 1.5 sınıfını Türk okullarında okudum. Amerikan eğitim sisteminin de çok iyi olduğu söylenemez, ama en azından günlük tutmaktan daha eğlenceli ve daha yaratıcı şeyler yapıyorduk. Hey, bilgisayar kullanmayı orada öğrendim, ve şu sonuca bak! :)

    Ayrıca, “doktorculuk oynadım” ve “masum günlük” yazılarını görünce boğuluyordum, çünkü bence o biraz senin masumiyetinden kaynaklanıyormuş… Ben ne doktorculuk oyunları bil– ehm, detaylara girmeyeyim, sen anladın.

  2. ne güzel ya (:
    taa o zamandan başlamışsın günlük olaylarına ..
    o zamanlar kalemle kağıda ..
    şimdi interaktif ortamda klavyeyle servera ..
    ama kalemle yazmanın tadı nerde var ?

  3. Evet sevgili Tuğçe…
    Bu tarih olarak eski fakat,zamanında yaşanmış,değerlerini satırlarında koruyabilmiş günlüğünde,şimdiki aktivitelerine göre hayli
    tekdüze bir life tarzın varmış.Lakin her yaşın kendine özgü bir yaşantısı olduğunu buradan da anlayabiliyor insan.
    O zamanlar boyama kitapların ; Şimdi oje,far,rimel
    O zamanlar oyuncak piyanon ; şimdi dizüstünde web
    O zamanlar Türkçe kitabın ; şimdi 1000 sayfalık hukuk
    O zamanlar oyuncakların ; şimdi msn,skype,ect.ect
    İşte böyle,çalışma hayatına başladığında toplantılar,seminerler,ticari/ferdi turnelerin vs.vs.
    gibi aktivitelerinin yanında bu webinde yazdıklarına
    baktığında kimbilir neler hissedeceksin.Ben genede
    “İnsan biyolojik yılında değil,yaşadığı yaştadır” derim…Ailenle,arkadaşlarınla,ekibinle kal sağlıcakla
    Biricik yeğeni olan Ergun DAYIN

  4. Engin hayalgücüme rağmen senin küçük, sevimli ve masum hâlini gözümün önüne getiremedim nedense :P
    Bu yazılar 7 yaşındaki bir çocuğun hayata (veya Akmerkeze :D ) bakışını ve hayattan aldığı zevki net bir şekilde açıklıyor ve büyüyüp de 7 yaşımızdaki hâlimizden daha mutsuz olmamız da sanırım yanlış yöne doğru gittiğimizi gösteriyor. (Nostalji çarptı beni galiba :) )

  5. ya yerim seni ben yaaa :S ve o halini en cok gozunde canlandırabılen hatta canlandırmayı bırak bilen benimdir.tabi sen de benimkini :) çok tatlıydııınnn!!(özellikle dağ gibi kömür birikintisinin üstüne hızlıca cıkarken :) )

  6. @CEM: Türk okulunda okuyup da yaratıcı olanlar yok sanki. Gördüğün gibi o zamandan günlük yazmaya başladım ve sonuç ortada. Hem bütün bilgisayar mühendisleri amerikan okullarından çıkmıyor. Hee, bir de herkes senin gibi zengin değil ki amerikan okullarında okusun. Masumluğa gelince, daha ilkokul 1. sınıfta nasıl masum olamazdım ki? Nasıl masum olmamam beklenir anlamış değilim.
    @BLACKLEBRON: Valla doğru söylemişsin. Bazen kalem kağıt arıyo insan ama buraya da kalemle yazılmıyo ki :Äž
    @SERA G.: Küçük şeylerle mutlu olabiliriz hala. Mesela sen mühendislik bölümünde okuduğun için mutlu olabilirsin blogunda yazdığın yazıya ters olarak :Ç
    @ERGUN BAFRALI: Yani Ergun Dayıcım, böyle bir özdeşleştirmeyi ancak sen yapabilirdin öyle cuk diye oturmuş ki :Ç Umarım söylediğin seminerler, toplantılar, geziler filan gerçek olur :)
    @AKıN: Yahu nostaljinin seni çarpmadığı zaman mı var :Ç Akmerkez’e ben de çok güldüm. Hatta öldüm öldüm güldüm yani :Äž
    @GÖZDEEE: Ya o kömür olayını hiç katmasaydın keşke :Ç Ay ne alemdik ya keşke videosu olsa da seyretsek şimci :Ç

  7. Bloğundaki yazıyı okuyunca hemen nasıl buldum senin muhasebe notlarını. Bu bizim ailede gelenek galiba benim de kaybettiklerimi annem bulur. Neyseeee,
    BİR YAZI DA BENDEN ;

    Güzel bir yazlık evimiz olsa, önünde güzel bir bahçemiz olsa, kuşlar cik cik uçsa, ben orda oynasam, kuşlara yem versem, onları beslesem. Orada denize girsem, güneşlensem, kara kız olsam kimse tanıyamasa. Her yerim soyulsa, acısa.
    Ben hepimize böyle bir tatil dilerim. Neşelendik, eğlendik ve zıpladık, kahkahalar atmak benim için çok güzel bir tatil. Çok beğenirim.
    Şimdi öğlenleyin biraz dinleneceğim. Benim için çok güzel bir tatil bu. Çok neşeliyim.

    Veli toplantısının olduğu sabah öğretmen bana telefon açtı ve senin defterini toplantıya götürmemi istedi. Toplantıda herkesin içinde bu yazıyı okudu. Benim güzlerim doldu. Çok mutlu oldum ve o günlerden başladım seninle gurur duymaya. Diğer veliler de bu yazıyı çok beğendiler. Defterini iyi ki saklamışım. Çok güzel bir anı . BİR DE YILDIZLI 5 almışsın :Ç

  8. Farkında mıyız bilmem,Tuğçe bir gün dayısı ve bir gün de arkadaşı Işıl’dan bahsediyor,onlar da birer cümleyle.Onların dışında her yerde annesi ve anneannesi var:)Burdan sonucu da Akın çıkarsın:))

  9. Bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek istiyorum:
    Gittiğim yerde bir okula gitmek zorundaydım. Civardaki tek Türk okulu Fethullahçıydı, ve okulda olmayan, alıp verdiğimiz zaman da esrarengiz bir şekilde kaybolan Atatürk resimleri ve Türk bayrakları nedeniyle gereğinden fazla pahalıya geliyordu. O yüzden yabancı ülkelerdeki yabancılara (yani o ülkenin vatandaşı olmayanlara) ders veren QSI okullarından birine gitmemi daha uygun görmüşler.

    Türk okulundan çıkıp yaratıcı olan da var, Amerikan sisteminden çıkıp gerizekalı olan da. (George W. Bush, anyone?) Ama o adamların eğitimini daha etkili buluyorum, söylemek istediğim buydu.

    Masumiyete gelince… MSN’den tartışırız onu da, beni nasıl yanlış anladığını.

  10. Nazlıııı hemen Akın’ın ne sonuç çıkarması gerektiğini söyle çünkü ben de bi sonuç çıkaramadım merak ettim şimci. ilkokul 1. sınıftayken her yerde annemin anneannemin olmasından ne çıkarılabilir ki?

Yorum yapın