Aklım Almıyor

     Neyi mi? Anlatayım..

     Ne hikmetse son günlerde o kadar çok biraz sonra anlatacağım konu/sorun ile karşılaştım ki yazma gereği duydum. Akıl erdiremediğim evlendiklerinde karısının çalışmasını istemeyen erkekler.. Hangi mantık böyle bir şey ister ve neden ister? Kendime bakıyorum ve diyorum ki..

     İlkokul ve ortaokulu iyi derecelerle bitirdim. Orta son sınıfta, bir yandan ergenlik çağının getirdiği sorunlarla uğraşırken bir yandan gitmek zorunda olduğum dersane-okul ikilisini birlikte yürüttüm. Güzel bir anadolu lisesini kazandım. İki sene daha dersaneye gittim ve bu sefer dersler çok daha ağır ve zordu. Üniversiteye oynuyorduk ne de olsa. Lisenin beni zorladığı kadar hayatımda kimse zorlamamıştır herhalde. Dersler, sınavlar, halden anlamayan hocalar, uykusuz geçen geceler, okul-dersane sınavları karışımı, vs vs. Hatta öyle bir hale gelmiştim ki, kahvaltı sofrasındaki reçelin hangi maddelerden yapıldığını, içinde hangi çeşit şeker olduğunu ve hangi enzimler tarafından sindirileceğini düşünmeye başlamıştım ve o saatten sonra sofraya reçel koymayı yasaklamıştım :Ç Zavallı ailem de benim önemli senem diye bütün terör estirmeme, bağırıp çağırmama katlanıyorlardı ve her zaman alttan alıyorlardı. Bazen annem “bu sene bitsin üniversiteye gir de bunların acısını bak nasıl çıkartıyorum” diyordu :Äž Sonunda üniversiteyi kazandım, istediğim bölüme girdim. Hazırlık sınıfını atladım ve birinci sınıf biraz zorladı. Bir sürü şeyle uğraşmak zorunda kaldım yine. Birinci sorun o ana kadar birlikte yaşadığım ailemden ayrı bir ortamda yaşamaya alışmaktı. Haftasonları eve dönmeme rağmen yine de zordu işte ilk zamanlar.. Sonra üniversiteye has ödevler verilmeye başlandı, ders işleyiş şekilleri farklıydı. Farklı olması da beklenen bir şeydi zaten. Final haftasında üst üste sınavlar ve uykusuz geceler, dinç tutması için ard arda içilen şekersiz+sütsüz neskafeler, rüyalarıma giren dersler.. Ve üniversiteden sonra yapmak istediğim meslek, ideallerim, gelecek için planladığım kariyerim.. Yani demem o ki, bütün bu emekleri, çalışmaları, çekilen sıkıntıları çöpe atmamı isteyecek kadar bencil, geri kafalı, anlayışsız ve cahil (eğitimli cahiller de var, eğitimsiz anlamında kullanmıyorum) bir insanla göz göre göre evlenmem hangi mantığa sığar? Peki bunlara rağmen evlenenler nasıl evleniyorlar? Öyle çok aşık oluyorlar ki(!), gözleri hiçbir şey görmüyor, ee ne de olsa aşk başlayınca mantık biter anlayışına uygun, mantığa ters olarak böyle bir hata yapıyorlar. Hata diyorum, çünkü gün gelip aşk bitince onun yerini onlarca yıl okuyup kendini yetiştirip çeşitli yetenekler, açılar kazanan birinin bunları kullanamayıp öylece kendini harcamasının verdiği pişmanlık alıyor. Ezbere mi konuşuyorum? Hayır. Çevremde bir sürü örnek var. Hatta çok yakınımda gelişen buna benzer olaylar da var. Düşündüm ve erkeklerin bana göre mantıksız isteklerinin onlara göre mantıklı sebeplerinin ne olacağı konusunda bir iki şey buldum:

     1) “Erkek, evin reisidir, kadın çocuklara bakar. Çocuklarımın başıboş ve eğitimsiz büyümesini istemiyorum, evleneceğim kadın hayatını çocuğuna ve evine adayacak.” mantalitesine sahip zihniyet..

     2) Görünmez ama hissedilebilir, akıl yoluyla bulunabilen bir kendine güvensizlik. “İş yerinde karım başkasından etkilenirse? Başkası karıma laf atarsa, asılırsa?” gibi abuk subuk sorular. Evlenecek kadar güzel bulduğun kadına başkalarının da ilgi duyması gayet olası ve bu gerçeği kabul edip ona güvenmen işleri daha kolaylaştırmaz mı?

     3) Karısının kendisinden daha üst bir mevkide olmasını kendine yediremeyen erkekler.. Bunlar hakkında hiç yorum yapmamayı tercih ediyorum yoksa kötü şeyler çıkabilir ağzımdan :Äž

     Bi de şu bizden iki-üç önceki kuşaktan olanların bazılarının “aman büyü de zengin koca bul” demeleri yok mu :oklava: Neden “aman büyü, iyi çalış, iyi okullarda oku, iyi bir iş bul, bol para kazan” demek yerine kolay yoldan zengin koca bulmayı önerirler ki? Veya gerçekten bunu düşünürler mi yoksa laf olsun diye mi söylerler o da başka bir merak konusu. Ama ikincisi olduğunu sanmıyorum 8-)

     Eminim, bu yazıyı okuduktan sonra “Tuğçe de feminist çıktı” diyen ulvi şahsiyetler de olacaktır. Sayın ulvi şahsiyetler, benim kadınları üstün görmediğimi, sadece bu adaletsizliğe ve eşitsizliğe karşı tepkimi belirttiğimi anlamayarak, kapasitenizi sabit tutarak bu ulviyet seviyenizi korumanız dileğiyle..

Aklım Almıyor” üzerine 13 yorum

  1. Hadi üç deyince bağırıyoruz:
    biir
    ikiiii
    üüçççç!
    “yaşasın feminizm!yaşasın eşitlik!!!!!!”
    ayrıca belirtmek istiyorumkineee,
    çocuk da yaparım kariyer de!
    :)

  2. Maddelerine cevap vermek istiyorum:
    1) Benim için farketmez… Ben büyük ihtimalle evden çalışacağım için bir yandan kod yazıp (veya müzik kaydedip, ikisi de olabilir) diğer yandan çocukların bezini değiştirebilirim. Ama Lego’lar sorumluluk alanımda değil, ki bunu zaten tartışmıştık.
    2) Benim evlendiğim kadına laf atılması hoşuma gider. Neden? Çünkü a) bu onun güzelliğinin evrensel olduğunu gösterir ve b) laf atana ağzının payını vermesi eğlenceli olabilir. Sonuçta evleneceğim kişinin cılız, kendi haklarını savunamayan biri olacağını düşünmüyorum, gerektiğinde kendi başının çaresine bakabilmeli.
    3) Kızarkadaşlarım veya hoşlandığım kızların daima not ortalaması benden yüksek olmuştur, ve burslu olmuşlardır –istisnasız… Başka bir şey söylememe gerek var mı?

    Bu yazıyı bir Creed parçasıyla kapatıyorum:
    “I cry out to God,
    Seeking only his decision.
    Gabriel stands and confirms,
    I’ve created my own prison…”

    Ne alaka? Bilmem… Dinliyordum işte, idare et!

  3. Bu insanların eşitlik merakının bir sonucudur. Nasıl? Neden? Şöyle:

    Darwin’e inanırım ve insanların da aslında gelişmiş birer hayvan olduklarını düşünüyorum. Şimdi bu teze göre kendi türümüzü diğer tek eşli hayvan türleriyle karşılaştıracak olursak senin maddelerine cevap çıkacak.

    Dünyada bütün canlıların tek bir amacı vardır: Soyunun devamını sağlamak. Burada dişinin rolü doğurmak ve büyütmektir ve doğurup büyütmek derken tek çocuktan bahsetmiyorum :) Şimdi beynimiz kullanamıyor ve doğada cıbıl cıbıl yaşıyor olsaydık senede ortalama 2 kere hamile kalır ve 1 çocuk dünyaya getirirdin. E, hamile olarak gidip yemek bulamayacağına göre bu görevi erkek üstlenmek zorunda kalırdı. Yuvayı korumak, dişiyi diğer erkeklerden sakınmak (çünkü kendi genlerini devam ettirmesi gerekiyor) ve yemek bulmak erkeğin görevidir. Zaten erkeklerin kadınlardan daha iri ve fiziksel olarak güçlü olmasının nedeni de budur :)

    Şimdi günümüze gelelim. Evet, kadınlar erkeklerin yaptığı her şeyi yapabilmekte. İlerleme güzel bir şey. Ama dönüp bakacak olursan erkeğin yukarda saydıklarımdan dolayı ailesinin kendine muhtaç olduğunu hissetmeye ihiyacı vardır. Para ve mevkii üstünlüğü olunca erkek kendini ezilmiş ve gereksiz hissedebilir; çünkü rolü kapılmıştır.

    İkinci maddede yazan kıskançlık, aşırı bir kıskançlıktır ve insanın kendine güvenmemesinden kaynaklanmaktadır. Yoksa normal seviyelerde olunca insanın hoşuna bile gidebilir.

    Oh, sonunda bitti :D

    @Cem: Bu işin sonu ne olacak bilemiyorum. Baya sardı yani TY, Creed, Skillet… Ohh, çok şükür :P

  4. Eklemeyi unutmuşum, yazayım birinci maddeye ek olarak: Diyelim ki hayalimdeki işi beceremedim, ofis işi yapmak zorundayım. Çocuğum olduğunda karımın da işi bırakmaması için ne yapmalıyım? Bakıcı.
    KESİNLİKLE HAYIR!
    Çocuğumu bakıcıyla büyütmektense, ilk adımını yabancı birinin görmesi, ilk kelimesini yabancı birinin duymasındansa, kariyerimden olurum daha iyi. Ayrıca eşime karşı da elimde kıskandıracak bir koz olur.

    Koz… KOZ? :P

    @Sera: En fazla çocuk Hristiyan olur… Ama sonuçta o da bi din… :D Al sana bi tane daha!
    “I hate feeling like this,
    I’m so tired of trying to fight this.
    I’m asleep and all I dream of,
    is waking to you!”

    Oldu mu? :P

  5. Yine bir Tuğçe klasiği! Yerinde bir gözlem ve yerinde bir yorum :D
    Malesef bu konuya ben de çok kez şahit oldum ve yine malesef ki daha birçok kez daha şahit olacağımı düşünüyorum. Keşke bu sorunu da “Dış güçlerin oyunu” diye kestirip atabilseydik ama -abartmazsak- bu sorun bizden kaynaklanıyor gibi görünüyor. Soruna sosyolojik veya psikolojik bir bakış atabilmeyi beklerken aramızdaki en psikolojiye yakın insanın da “Çocuk da yaparım, kariyer de!” gibi bir açıklama yapması durumun oldukça ciddi olduğunu gösteriyor sanırım :D :D
    Yine de biz bir sohbetimizin konusunu bu olay alalım, malum hâlâ muhtemel bir “eşini çalıştırmayan kocayım” :D

  6. @NASTİYE: Bu lafı nasıl unuturum ya neyse sen beni tamamladın :)
    @SERA G.: Biraz abartıp hamileyken de yemek bulabilirim diyesim geldi ama demiyorum :Ç Valla doğru söylemişsin. bir de unuttuum bişeyi aklıma getirdin. okuyup da evlendikten sonra çalışmamayı seçenler de var. onların seçimlerine saygı duyuyorum sonuçta kendileri karar veriyolar benim karşı çıktığım şey kocasının isteğiyle çalışılmamasıydı.
    @CEM: Döktürmüşsün yine şarkıları :Äž Ayrıca lego oynamayı en kısa zamanda öğrenmen gerek. Yoksa çocuğun başına işler açabilir :Ç
    @AKıN: Valla sen ilerde karına çalışmayı yasaklarsan gelir bir “kkkeesss” derim görürsün :Ç Karın da “aa ben neden bunu demeyi akıl edemedim ya :hmm: ” der :Ç Ama bilmez ki herkesin “kes”i benim kadar etkili değil :Äž

  7. Vallahi Akın psikoloji ve sosyoloji de benimle aynı fikirde:)
    Kuznetz Eğrisi’ne göre,insanlar sadece avcılık ve toplayıcılık döneminde eşitmiş.Sürekli yükselen eşitsizlik,tarım toplumlarından sanayi toplumlarına geçişte tavana vurmuş.Malum,erkekler için ev-iş ayrımı yapılmışken kas gücü nispeten az olan kadınlar evde kalmış.Günümüzde bu eğrinin yüzü az da olsa aşağıya dönmesine rağmen,hala biliyoruz ki kadınlar -aynı işi yapmalarına rağmen- erkeklerden çok daha az maaş alıyorlar.Üstelik yükselme şansları da az.Kadınlardan işlerini yaparken sürekli gülümsemeleri,insanları memnun etmeleri(!) bekleniyor.Google’da otomatik düzeltme özelliği bilim insanlarının-araştırmacıların erkek olmasını varsayımlıyor(varmış böle bişi ya!).
    Buna rağmen Doğu’da(aslında Doğu deyip niye kendimizden uzaklaştırıyorsak,bizim toprağımız işte) kadınlardan hala “sadece nesli devam ettirmeleri ve evi toplamaları” isteniyor.Kadına,(hayvancılık toplumlarına özgü bir psikoloji ile-valla bunu açıklamak zaman alır:)) onur eşyası gözü ile bakılıyor.
    Biraz da psikolojiye bakalım.
    Erkeklere soruyorum,
    Gecenin biri.İstanbul’un işlek bir caddesinde tek başına ve rahatça bir erkek mi yürüyebilir bir kadın mı?
    Bir kadına yönelik sırıtık bakışlar ile bir erkeğe yönelik sırıtık bakışlar arasında fark var mıdır?
    Bir erkek olarak mı devlet dairesinde iş halletmek daha kolaydır,bir kadın olarak mı?
    Size bakanlar bakışlarını nerenizde toplarlar?
    Sizi hiç cinsel açıdan taciz ettiler mi?
    Evde sizden masa toplamanızı,halıda pislik gördüğünüzde süpürmenizi beklerler mi?Misafir geldiğinde çayları kim tazeler?
    Evde kalma tehlikeniz var mı?Eve kız atsanız millet ne der?
    Biliyorum biraz agresif bir yazı oldu ama bir kadının psikolojisi,maruz kaldığı olaylar ve karşı tarafın talepleri çok çok yorucu.
    İşte bu da bizim baş hedefimizi “çocuk da yaparım kariyer de” haline getiriyor:(
    -dur ben bu yazıyı siteme de koyayım:)

  8. Arkadaşım lütfen bu gibi oyunlarla kendi sitemizin ticari amaçlı reklamını yapmayınız!! :D :D Ayrıca birbirinizin blog’undan konu da çalmayın… Kardeş kardeş oynayın bakayım!! :D

  9. Nazllııı yorumun yayınlandı yanlışlıkla spam kutusuna gitmiş de. Teknik arızadan dolayı özür dileriz :)
    Valla katılıyorum sana Nazlıcım kadınla erkek arasındaki farklılıkları öyle güzel söylemişsin ki katılmamak mümkün değil. Özellikle şu çay tazeleme ve süpürme olaylarından nefreet ediyorum +o(
    Akın, sana gelince, bir iktisatçı olaraktan ve iktisatçı kafasını (!) kullanaraktan belki de Nazlı’dan para alıyorum ve sitesini tanıtması için izin veriyorum. Hem bu kardeş kardeş oynamamıza da engel diil değil mi :Ç

  10. Teşekkür ederim Nazlı, Kuznetz, Muznezt diye çok güzel açıklamışsın, en azından bizim sallayacaklarımızdan daha bilimsel ve akla yatkın olmuş :D Ama bir konuda katılmıyorum sana, artık İstanbul’un herhangi bir yerinde herhangi bir canlının herhangi bir şekilde can güvenliği rahatlığına sahip olabileceğini düşünmüyorum malesef.
    Tuğçe sen de kıvırma şimdi spam mpam diye, çok bilimsel gelmiş sana direk silmişsin işte :D
    Her konudan okur lazım bu blog’a Tuğçe, bak gün geliyor lazım oluyor :D Tekrardan teşekkürler Nazlı..

  11. oleeey yazım çıkmııışşşş!
    evet biraz site reklamı olmuş sankim:O bi daha yapmam.
    Akın’cım sen iste ben her zaman açıklarım:) boşuna patlatmıyoruz kafayı ;)

Yorum yapın