Bize Hergün Bayram

     Bayramdan bir önceki akşam bayram için alınan kıyafete doyasıya bakılır, ertesi gün onu giymek için sabırsızlanılır. Heyecandan zar zor uyunur ve sabah zor edilir. Erkenden kalkılır annenin güzel sesiyle. “Bugün bayraaaamm hadi kalk bakalım daha kahvaltı edeceğiz, giyineceğiz” gibi cümleler kurar annecik. Hemen kalkılır ve güzel bir kahvaltı ettikten sonra giyinilir, süslenip püslenilir ve anneye saç toplattırılır, parfüm sıkılır. Önce anneannenin eli öpülür sonra annenin. Sonra da apartmandaki ve karşı apartmandaki tanıdık ziyareti başlar. Önce apartmandaki Sevim Anneanne-Nami Dede ve Tuncay Teyze’nin bayramı kutlanır. Sevim Anneanne her bayram olduğu gibi kumaş bir mendil içinde şeker veya para verir, Tuncay Teyze o güzel tatlısından ikram eder. Karşı apartmandaki ziyaretler de yapıldıktan sonra eve dönülür; anneanneye gelen giden çok olacaktır ve geleneksel bayram kurufasulyesi ve revanisi buzdolabındaki yerini alır (geleneksel bayram kurufasulyesi mi var :hıı: demeyin bizde öyle :Äž ). Sonra öyle çok kişi gelir gider ki anneanneye, bir oturamazsın. Daha kapıdan içeri girer girmez senin yanağını sıkarlar, makas alırlar. Bazıları o kadar çok sıkarlar ki yanağın kıpkırmızı olur ve sen sinir olursun :@ Bayramın bütün günleri o kadar yoğun geçer ki, küçük bir kız çocuğu olmana rağmen koşuşturur durursun evin içinde. Boş bulduğun anlarda da balkona çıkar sokakta oynayan erkek çocukların bir zımbırtı var şimdi adını bulamadım o zımbırtıyı patlatmasını izler, ondan çıkar sesi dinlersin. Daha doğrusu dinleyemezsin çünkü çok ses çıkar, kulaklarını tıkamak zorunda kalırsın. Her gelen giden sana yaşını sorar, sen artık yaşını söylemekten sıkılırsın. Bazılarının çocukları senin oyuncaklarına göz diker ve ellerinden bırakmazlar; sen oyuncaklarını vermek de istemezsin onlar senindir! Sonunda sen galip gelirsin tabii ki oyuncakların sana kalır ;) Akşamları sadece samimi olduklarımız çay içmeye gelir, gecelere kadar oturur ve muhabbet olur.

     Bunlar ne zaman mıydı? Ben küçük bir çocukken. Önünde kız suratı olan kazaklar, incikli boncuklu pantolonlar, cicili bicili ayakkabılar giydiğim zamanlarda.. Peki ya şimdi?

     Sabah o kadar da erken kalkılmaz. Mesela birinci gün 10 buçuk civarında kalktım. Bayram önceki alışveriş artık yok; çünkü ben bayramlık giyemeyecek kadar büyüdüm. Aslında annem “sana bayramlık alalım” tarzı bişey sorunca ben öyle bir kaldım ki kal: Bu yaşıma gelmişsin azizim ama annenin gözünde bunun hiç bir önemi yok! Sen hala 5 yaşında bir çocuksun :Ç Neyyssee.. Bugünkü bayramlara geri dönelim. Kalkılır, kahvaltı edilir ve anne-anneannenin eli öpülür. Buraya kadar her şey aynı. Ama artık ne gidilecek bir Sevim Anneanne-Nami Dede vardır (Allah rahmet eylesin); ne de Tuncay Teyze (sağolsunlar Sarıyer’e taşındılar da). Bayramın birinci günü olmasına rağmen gelen giden o kadar seyrekleşmiştir ki, oturulabilecek zaman sayısı seneler öncesinin 4 katının 10 fazlasıdır. Aslında yine gelen giden çoktur ama biz daha nelerini görmüşüzdür ki bu sayı az gelmektedir. Artık sokakta cıvıl cıvıl oynayan ve o zımbırtıdan patlatan çocuklar da yoktur, sessiz sakin bir mahalle olup çıkmıştır o bayram sevinciyle dolan mahalle. Artık yanağını sıkan, makas alan, yaşını soran ziyaretçi kitlesi yerini gittiğin üniversiteyi, girdiğin sınavların nasıl geçtiğini, tatilde ne yaptığını soran bir kitleye bırakmıştır. Her iki durumda da gayet meraklı bir ziyaretçi kitlesine sahibiz :Ç :Äž Eskiden çay bardağı dolu tepsiyi taşıyamayacağın için sana vermezlerken şimdi sen ikram edersin çayları, hatta eskiden “koskoca” çaydanlık olan çaydanlıkta sen kaynatırsın çayı. Benim anlamadığım şey, küçükken o kadar çok istiyordum ki o “koskoca” çaydanlıkta çay demlemeyi. Ama şimdi bana zorla demlettiriyorlar bu sefer de ben istemiyorum :Ç Küçüklüğün kıymetini bilin en küçüklük! (tabi küçük okuyucularımız varsa)

     Aslında her şey çok mu farklılaştı? Hayır. Yine gidilecek bir sürü yer var ve gitmeyi seviyorum. Bayram kutlamalarını, o sohbetleri, yenilen tatlıları, insanların bayramlara değer verip evine gelecek misafirler için bir şeyler hazırlamasını seviyorum. Topluca bir şeyler paylaşmak, ortak bir yerde buluşmak günümüzde çok azalan bir olay. Ama hala bizimle aynı görüşte olan insanlarla bayramlar gerçekten güzel geçiyor. 

     Küçükken bana bayram günlerinde yapılan muameleyle şimdikini kıyasladım ve farklılıklar ortaya çıktı doğal olarak. Ama bir kişi var ki hep aynı muameleyi yaptı bana. Her bayram mutlaka işime yarayacak, hoşuma gidecek, “aaa çok teşekkürler çok beğendim” dedirtip hemen gidip onunla uğraşmamı sağlayacak bir şeyler bulan, alan ve getirip bana hediye eden Ergun Dayım! O benim sıkıcı günlerimin kurtarıcısı! Ailede teknolojiden, güncel gelişmelerden anında haberi olan ve bana bu konuda çok şey katan biri. Özellikle seneler önce aldığı televizyon aterisiyle beni hala o anki sevincimi hatırlayabileceğim kadar sevindiren bir insan. Sadece bayramlarda mı? Her an olabilir. Her an her yerde elinde teknolojik bir şeyle gelip kapınızı çalabilir :Ç Siz sevinçten uçar, yerinizde zıp zıp zıplarsınız. En azından ben öyleyim :Ç Bana walkman, diskman ve çeşitli CD’ler aldığını görünce yaptığım gibi. Sadece bu aletleri almakla kalmaz tabii ki. Bilmiyordur ki bunları almakla başını belaya sokuyor! Çünkü bunun arızası var, zımbırtısı var, osu var busu var değil mi ya? “Ergun Dayı kooşşş walkman’e bişey oldu”, “Ergun Dayı aterinin bilmemne kablosu çıktı takılmıyoo :ühüh: “, “Ergun Dayıııı yetiş bu aletten sesler çıkıyo” gibi bıktırıcı, caydırıcı etkilere maruz kalmak var işin sonunda ama bilmiyor tabii :) Her seferinde de üşenmeden hemencik gelir, sorunu anında halleder. Hani reklamlarda var ya “İşte geldim burdayım, ben bu işte ustayım!” :Ç Herkesin bir Ergun Dayısı olsa keşke; ama o zaman da benim bir ayrıcalığım olmaz! :Äž

     Bayram hakkındaki izlenimlerim bitti mi? Hayır tabii ki! İzlemeye devam edin ;)

Bize Hergün Bayram” üzerine 5 yorum

  1. Ne?.. Hıı?… Ay bitmiş yazı.. Afedersiniz biraz içim geçmiş de okurken :D (şair bu sözleriyle yazının BİRAZCIK uzun olduğunu ima ediyor :D )
    Ne diyeyim hakikaten güzel bir toplumsal soruna değinmişiniz, hani gazeteye çıksaydı bu yazınız (en azından ilk birkaç saatlik kısmı :D ) bayram hakkında yazılmış güzel bir köşe yazısı okumuş olurduk. Büyük potansiyel barındırıyorsunuz kuzum :D
    Bayram konusunda ben de sıkıntılıyım, birçok insan gibi galiba; ama birçok insan gibi de düzeltecek hiçbir şey yapmamaktayım malesef. Bayramlarda tatile giden, birbirimize telefondan veya e-mail olarak HAZIR mesajlar atan ve bayramların önemini unutan bir toplum haline geliyoruz malesef. Umarım (ve elimden geleni de yaparım) ki bu olumsuz yöndeki gelişmelere bir dur diyebilir ve eskisinden daha güzel bayramlara kavuşuruz.
    (Çok mu uzun bir yorum oldu? :D )

  2. Böyle uzun bir yazıyı böyle uzun bir yorum haklardı zate :Ç Yazacaklarım daha bitmemişti ama abartmayayım dedim. Pardon, zaten abarttım da daha fazla abartmayayım dedim :Äž Seni kim tutar yürü de hep birlikte şu bayram yozlaşmasına son diyelim!

  3. Canım beni öyle hüzünlendirdin ki anlatamam, eski bayramlar ve artık aramızda olmayanlarla kutladığımız yeni bayramlar. İnsanların sevdiklerini kaybetmesi ve onları birdaha göremiyecek olması ama herşeye rağmen hayatın devam ediyor olması. Bir de bugün çok sevdiğim birisini de kaybetmiş olmanın üstüne senin bu yazıyı yazman bana çok dokundu :(

    Gerçekten bayramda sana kıyafet alındığında çok sevinirdin, gözlerinin içi gülerdi. Şimdi bayramlarda bişi istemiyorsun ama diğer zamanlarda bunu fazlasıyla telafi ediyorsun :)

    Ergun dayına gelince yakında Ortaköy’den taşınacak ve izini kaybettirecek senin yüzünden :Ç

  4. Sevgili Tuğçem,aslında benim yapabildiklerim hiç birşey değil.Gönül isterki Japonya’daki veya USA’daki en son günlük teknolojiyi sana getirmeyi…
    Lakin Türkiye yeni gelişmekte olan ülkelerden..
    Senin Anne deden,yani benim dayım beni çok severdi.(Allah Rahmet Eylesin),beni bisikletiyle dolaştırırdı,Dayımın eşyalarını bozmak,parçalamak
    gibi alışkanlıklarım size her geldiğimde üst düzeye
    çıkan bir duygum olmasına rağmen ,bana hiç kızmazdı,
    birşey demezdi. Dayıların yeğenlere düşkünlüğü gibi irsi bir duyguyu Rahmetli Dayımdan alarak taşıdığımdan ve bunu anlatabildiğimden gurur duyuyorum. Dayılar böyle işte…Okulda ve yaşamında
    sağlıklı ve başarılı günlerin senin olması dileği ile
    Biricik yeğeni olan Ergun DAYIN

  5. Ah yazık bilseydim güzel bi mesaj döşenirdim sana Akın…
    Tuuçecim seninki bir şey mi,ben kendim bizzat şahsen annemden bayramlık istedim al( a )madı!Ama ben bayramlık istiyorummm:(
    Bi de çok merak ettim :Tuncay TEYZE?

Yorum yapın