ATEŞ PAHASI

Hayatın kendisi başlı başına bir “ateş pahası”yken, uzun vadede hayata meydan okuyacak vaziyete gelebilmek, hayata ve olup bitenlere yetişebilmek, iyi bir mevkiye gelebilmek için “olmazsa olmaz” olan kitaplar “ateş pahası” olmuş, çok mu? Evet, çok!

Bugün Burcu ve Burcu’nun kardeşi Begüm ile birlikte gittiğimiz Kabalcı Kitabevi’nde kitaplara şöööyylee bir göz gezdirelim dedik. Gerçi orada sadece göz gezdirmekle kalamıyor insan, kitaplar içine çekiyor adamı; o kadar çok çeşit var ki.. Kitaplar ne kadar bizi çekiyorsa, fiyatları da o kadar itiyordu. İlgimi çeken konulara yönelik kitapların fiyatları 20 YTL’den başlıyor ve giderek artıyor. Hele elime aldığım bir romanın fiyatı 52 YTL idi kal: Ben o anda 52 YTL ile ne alabileceğimi düşündüm. İktisatçıların deyimiyle “opportunity cost” (fırsat maliyeti)unu hesapladım. [Efenim, opportunity cost (fırsat maliyeti) dediğimiz şey bir şeyi yaparken, yapmadığımız şeyin bedelidir. Mesela ben 10 liraya bir etek alıyorum; ama o parayla alabileceğim bir bluzdan da vazgeçiyorum. İşte o bluz benim fırsat maliyetim. Veya ben şu anda bu yazıyı yazıyorum; müzik dinlemek veya resim yapmak benim fırsat maliyetim.] Bunu hesapladıktan sonra elimdeki kitabı bıraktım ve umutsuzca diğer kitaplar arasında dolaştım. Arada bir Burcu ve Begüm’ün suratlarına bakıyordum; aynı üzgün ve süzgün ifade :Ç Neyse, şimdi uygun fiyatlı ve kaliteli kitapların hakkını yemeyelim; böyle kitaplar diğer pahalı kitapların da istenilse daha uygun fiyata satılabileceğini göstermiyor mu? Sonra da “Neden bu ülkede kitap okuyan bu kadar az?” , “Neden korsan kitap alıyorsunuz?” diye soruluyor. Zaten öğrenci olmak zor. Bir sürü masraf. Okul, kıyafet, okul kitapları, yemek parası, (bazıları için) yurt parası, servis parası derken öğrencinin en temel ihtiyaçlarından olan okul harici kendini geliştirmeye yönelik ve ilgi alanına giren kitap ihtiyacı karşılanamıyor işte.

Aklıma geldi; söylemeden edemeyeceğim. Bir televizyon programında İclal Aydın, korsana şiddetle karşı olduğunu ve kitabını 2.900.000 TL ye çıkardığını; ama yine de kitabın orijinalinden daha pahalı satılmak üzere korsanının da çıktığını söylemişti kal: Gerçekten gözlerimin seyirmesinden başka bir tepki veremiyorum buna; artık korsan yayıncılık kitabın orijinalinden pahalı bile olsa o kitabı çıkarıyor ya, helal olsun! Korsancılığın şanından(!) olsa gerek tabi! :Ç .

Tabi ki Kabalcı’ya önceden de çok gittim. Adeta lise hayatım Kabalcı’da geçti; ama ÖSS kitapları haricinde aldığım pek kitap yoktu. ÖSS’den sonra tekrar kendimi kitaplara verebildim ve yine bu fiyatlardan şikayetçiydim. Acaba sadece ben mi böyle düşünüyorum diye kendime sordum ve sadece kendime sormayıp arkadaşlarıma da sordum. Gerçekten de istisna yayınevlerinin çıkardığı kitaplar dışında bütçeye uygun kitap olmadığını söyledi sorduklarım. Hatta bazıları istisnaları da katmadı; direk “Evet!! Pahalı!” diye tepki verdi ama hadi neyse :P Efenim, sonuç olarak biz yine kaldık mı Kerime Nadir köşesinin kitaplarına :Ç Ama bu sefer Kerime Nadir almadım; zira aşk romanlarından içim kıyıldı :Ç Neler aldığımı söyleyeyim: Aras Ören – Yanılsamalar ve Sonrası, Graham Swift – Günyüzü, Andrew Bell – Yaratıcı Kontrol (Hayatta Aradığınız Şeyi Kendi İçinizde Bulabilirsiniz), Üzeyir Garih – İş Hayatımdan Kesitler ve Gençlere Tavsiyeler, Philip Kerr – Felsefi Bir Soruşturma, Güngör Özyiğit – Ruhsal Düğümler ve Çözümleri (Adeta düğüm olmuştum hemen bu kitaba sarıldım bakalım çözebilecek miyim okuduktan sonra :Ç . ) olmak üzere 6 adet kitap aldım ve 17 YTL tuttu!! Bir tane 52 YTL lik roman alacağıma 6 tane çeşitli türlerde kitap aldım. Diyebilirsiniz ki, ama 52 YTL lik o kadar güzeldir ki; okuyunca 6 tane kitaba bedel olduğunu söyleyebilirsin. Haklı olabilirsiniz ama içeriklerine baktığımda hiç de öyle olmadığını gördüm ve hem kendi zevkime hem de cebime göre kitaplar aldım. Üstelik hala 52 YTL etmedi; orası ayrı bir olay :-| Böylece bir iktisatçı havasıyla opportunity cost u en iyi şekilde hesaplamanın da verdiği rahatlıkla çıktım Kabalcı’dan (H) Ama baktım ki çok havalanmışım, Burcu’yla Begüm’ü içerde unutmuşum :Ç Bu arada sanmayın ki 52 YTL’ye kitap almam; alırım tabi ki => eğer hayatımın kitabı olabilecek niteliklere sahipse ve opportunity cost’u az ise.. (Çok “opportunity cost” dedim yahu, beni mi andı ne :P Gideyim ders çalışayım bari ders çalışasım gelmiş anlaşılan; tabi fazla tatil adamı böyle yapıyor :Ç . )

ATEŞ PAHASI” üzerine 11 yorum

  1. Sen de haklısın… Ben yaklaşık 3 yıldır Henning Mankell romanlarından başka bir şey okumayan biri olarak bu konuda bir fikir yürütemeyeceğim (teyzem Viyana’dan getiriyor, hepsi de beleş! :P ) Ama buraya göre pahalı olan kitaplar, orada oranın yerlisine bile pahalı; şu anda okuduğum 375 sayfalık Innan Frosten bile 20Euro mesela.
    Fakat ben yine de kitapta ucuza kaçmam. Sırf pahalı diye bir kitap almam, ama belli kriterlerim vardır kitapta, ve onları bulduğumda alırım. Ha, bu kitabı lüks eşya konumuna düşürmüyor mu? Tabii ki; ama bu kadar lüks eşya arasındayken kitapta ucuza kaçmak saçma gelirdi.
    Korsan kitap konusunda ise bir şey d(iy)emiyorum… İnsanlar korsan film almasınlar, korsan müzik veya yazılım almasınlar diye uğraşıp duruyorum, ama lanet olsun, korsan kitap alsınlar; yeter ki okusunlar!

  2. Ben tabi ki ucuza kaçmıyorum. Ucuz ve kaliteli kitap varken, pahalı ve kaliteli kitabı tercih etmiyorum. Eğer pahalı kitap daha kaliteliyse tabii ki alırım. Zaten son paragrafta söyledim ama yeterince vurgulamamışım heralde :) He, eğer benim için değil de genel olarak söylediysen o zaman sustum :-| :)

    (DİP NOT:”..bu kadar lüks eşya arasındayken kitapta ucuza kaçmak saçma gelirdi” demişsin ya; doğru, senin benim miktarı farklı da olsa lüks eşyalarımız var, lükse ayırdığımız belli bir miktar var; ama ben bu yazıyı biraz da lükse para ayıramayan kısma ithafen yazmıştım. Genel olarak konuştum yani. )

  3. Genel söylüyordum ama senin için şöyle söyleyeyim. İkisi de çok kaliteli kitaplar olan Harry Potter kitapları o paraya değmiyor olabilir, ama aynı parayı verip aldığım bu polisiye romanlar her kuruşunu hakediyor. Yani, Harry Potter okuyarak büyü yapmayı öğrenemem ama Sidetracked sayesinde mükemmel cinayeti işleyebilirim! :P (Şaka bir yana, sana verdiğim kitabı hâlâ okumadın, değil mi? Oku, anlarsın… :) )

  4. Aynı şeyi söyleyen iki insan ancak bu kadar farklı şey söylüyomuş gibi konuşabilirler! :) Ayrıca Harry Potter verdiğin paraya değmiyorsa kaliteli değildir ki? Neyse bu muhabbet uzar gider :)

  5. Kitap seçiminde kaliteli-kalitesiz, yararlı-yararsız konusunu gereksiz buluyorum, çünkü zevkler ve istenen bilgiye ulaşma yolları farklıdır.
    Ayrıca ben de muzdaribim bu kitap fiyatlarından ama aslına bakarsanız genellikle kitapların fiyatları bitirme süreleriyle doğru orantılı oluyor ve kitabı bitirene kadar tekrar lüks bütçenizi toparlamış oluyorsunuz. (İyice “işletmeye giriş” dersine mi döndü bu konu ne :D :D )

  6. Halbuki sen Fizik Mühendisi sin işletme dersi ancak ben veririm haddini bil! :P Ama maalesef kabul etmem lazım ki Fizik Mühendisi olmana rağmen anlıyosun bu işlerden kerata :Ç Doğru söylüyosun, zevkler ve renkler tartışılmaz. Hepimiz muzdaribiz azizim; ama olsundu varsındı, hangimiz muzdarip değildik ki zaman zaman? (Neyse, geç saatin etkisi ben yatiym de daha fazla zarar vermiym çevreme)

  7. @Tuğçe: Bir kitabın kaliteli olması için illa okuyucuya bir şey vermesi gerekiyor mu? Bence hayır. Harry Potter yetişkinlere yönelik yazılmış bir çocuk romanı. Çocukların eğlenceli bulduğu o hayal dünyasını çocukların anlamakta bazen zorlanabileceği fakat yetişkinlerin, veya en azından bizim yaşımızdaki çocukların (evet, büyüklere göre bazen hâlâ çocuğuz :) ) rahatlıkla anlayabileceği ve garipsemeyeceği bir dille yazılmış. Piyasada aynı fiyata yazılan kitaptan daha kaliteli, ve fakat fiyatı yine de içeriğine göre fazla.
    Ha, bir de şu var; Hayri Pıtır, Warner Bros.’un elinde “çocuk oyuncağı” oldu, tam anlamıyla. Filme çekilmese belki J.K. Rowling o kadar zengin olmayacaktı ama kitap bu kadar da aşağılanmayacaktı.

    @Akın: Katılıyorum; belki benim düşündüğümün tam tersini düşünen biri vardır oralarda biryerlerde. Polisiye romanların da büyülü kitaplar kadar saçma olduğunu, birinin en azından hayal ürünü olduğunu açıklamaktan korkmadığını fakat diğerinin gerçekmiş gibi görünmek için boşa çabalayıp durduğunu söyleyen; o adama göre de polisiye romanı gereğinden pahalı, diğeri ise tam ayarındadır. Her şey zevk meselesi, ve bu en fazla kitapta belli ediyor kendini…

  8. ÖSS sonrası oluşan boşluğu önce müzik, sonra içki kültürüne, sonra da kitaplara sararak doldurmaya çalışmıştım. Misal, Maevy Binchy’nin 52YTL’ye varan kitapları var ve kadın çok sürükleyici yazıyor ve hayattan kesitleri konu alıyor ama kitap….ne bileyim hani çok aç olursun da çerez yersin ya tutsun diye işte tam olarak o doygunluk hissi kadar etki bırakıyor insanın üstünde. Yani? Yani pahallı kitap tırt da çıkabiliyor.

    Ayrıca bu korsan cd hakkında ama Yiğit Özgür’ü de buradan saygıyla anarım :)
    http://yigitozgur.t35.com/index.php?id=507

  9. aslında pahalı kitap yoktur. maalesef cennet vatanımda asgari ücret hesaplanırken ‘bir aile günde kaç ekmek yer’ gibi abuk bir sorunun cevabı aranıyor.
    oysa insaca yaşamanın içinde kültür de vardır. bir aile haftada bir gün sinemaya veya tiyatroya gidebilir, ayda 4-5 kitap okuyabilir, günlük gzete alabilir, yılda en az 2 hafta tatil yapabilmelidir vs vs…
    ve modern ülkelerde asgari ücret hesaplamalarında bunlar da dikkate alınıyor. yani sorun kitap fiatlarından çok, ülkedeki ücret ve gelir dağılımı konusunda…
    saygılar..

  10. herşeyin pahalı olduğu bir ülkede okumanın ve nefes almanın bile zor olduğu bir ülkede yaşam verirken düşüncelerimiz perspektif hislerimiz agresif niyetlerimiz kokuşmuş oluyor sizce bu sorun parasal ve ya sizin açınızdan maddiyat olarak algılarsak yanlış olur iç maneviyatı huzurlu kılarsa insan yaşamında da en azından mutlu olabilir nasıl bir başarının ardında serüven varsa düşüncelerinin ve hislerinin ardında da mutluluk olabilir ….

Yorum yapın